🫎 Sizi Tek Bir Nefisten Yaratan Ayeti

HiKsV. Kuran Sureler Konular İletişim araf suresi 189. Ayet 1 . 2 . 3 . 4 . 5 . 6 . 7 . 8 . 9 . 10 . 11 . 12 . 13 . 14 . 15 . 16 . 17 . 18 . 19 . 20 . 21 . 22 . 23 . 24 . 25 . 26 . 27 . 28 . 29 . 30 . 31 . 32 . 33 . 34 . 35 . 36 . 37 . 38 . 39 . 40 . 41 . 42 . 43 . 44 . 45 . 46 . 47 . 48 . 49 . 50 . 51 . 52 . 53 . 54 . 55 . 56 . 57 . 58 . 59 . 60 . 61 . 62 . 63 . 64 . 65 . 66 . 67 . 68 . 69 . 70 . 71 . 72 . 73 . 74 . 75 . 76 . 77 . 78 . 79 . 80 . 81 . 82 . 83 . 84 . 85 . 86 . 87 . 88 . 89 . 90 . 91 . 92 . 93 . 94 . 95 . 96 . 97 . 98 . 99 . 100 . 101 . 102 . 103 . 104 . 105 . 106 . 107 . 108 . 109 . 110 . 111 . 112 . 113 . 114 . 115 . 116 . 117 . 118 . 119 . 120 . 121 . 122 . 123 . 124 . 125 . 126 . 127 . 128 . 129 . 130 . 131 . 132 . 133 . 134 . 135 . 136 . 137 . 138 . 139 . 140 . 141 . 142 . 143 . 144 . 145 . 146 . 147 . 148 . 149 . 150 . 151 . 152 . 153 . 154 . 155 . 156 . 157 . 158 . 159 . 160 . 161 . 162 . 163 . 164 . 165 . 166 . 167 . 168 . 169 . 170 . 171 . 172 . 173 . 174 . 175 . 176 . 177 . 178 . 179 . 180 . 181 . 182 . 183 . 184 . 185 . 186 . 187 . 188 . 189 . 190 . 191 . 192 . 193 . 194 . 195 . 196 . 197 . 198 . 199 . 200 . 201 . 202 . 203 . 204 . 205 . 206هُوَ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشَّاهَا حَمَلَتْ حَمْلاً خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِ فَلَمَّا أَثْقَلَت دَّعَوَا اللّهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ آتَيْتَنَا صَالِحاً لَّنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَHuvellezî halakakum min nefsin vâhıdetin ve ceale minhâ zevcehâ li yeskune ileyhâ, fe lemmâ tegaşşâhâ hamelet hamlen hafîfen fe merret bihî, fe lemmâ eskalet deavâllâhe rabbehumâ lein âteytenâ sâlihan le nekûnenne mineş şâkirînşâkirîne.huve ellezî o kihalaka-kum sizi yarattımin nefsin bir nefstenvâhıdetin bir tekve ceale ve kıldı, yarattımin-hâ ondanzevce-hâ eşinili yeskune meyletmesi, teskin edilmesi, tatmin olması içinileyhâ onafe lemmâ böylece, ...olduğu zamantegaşşâ-hâ onu sarılıp örttühamelet yüklendi hamile kaldıhamlen bir yük rahimdeki bebekhafîfen hafif olarak ilk devresindeki aşılanmış hücrefe merret artık dolaştı, yürüdübi-hî onunlafe lemmâ artık olduğu zamaneskalet ağırlaştı, ağır oldudeavâ allâhe ikisi Allah'a dua ettirabbe-humâ ikisinin Rabbile in elbette, eğer, iseâteyte-nâ sen bize versâlihan salih olanle nekûnenne mutlaka oluruzmin eş şâkirîne şükredenlerdenHasan Basri ÇantayO, sizi bir candan Âdemden yaratan, bundan da, gönlü kendisine yatıb ısınsın diye, eşini yapan Odur Allahdır. Vaktâ ki o, eşini örtüb bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi de bir müddet bununla gidip geldi. Nihayet gebeliği ağırlaşıncâ ikisi de Rablerine şöyle düâ etdiler Eğer bize düzgün hilkati tam bir çocuk verirsen andolsun ki her halde şükredenlerden olacağız». Ömer Nasuhi BilmenO, o Zât-ı Ecell-i Âlâdır ki, sizi bir nefisten yaratmıştır ve eşini ondan yapmıştır ki onunla ünsiyette buluna. Vaktâ ki ona mukarenette bulundu, hafif bir yük yüklendi. Bir müddet bununla gidip geldi. O zaman ki, ağırlaştı. Allah Teâlâ'ya, Rablerine dua ettiler ki eğer bize bir sâlih çocuk verir isen andolsunki, biz elbette şakirlerden Hamdi YazırO odur ki sizi bir tek nefisten yarattı, eşini de ondan yaptı ki gönlü buna ısınsın, onun için vaktaki bunu derâğûş eyledi, bu hafifçe bir hamlin hâmili oldu, bir müddet bununla geçti, derken ağırlaştı, o vakıt ikisi bir kendilerini yetiştiren Allaha şöyle dua ettiler bize yaraşıklı bir çocuk ihsan edersen yemin ederiz ki elbet şükreden kullarından oluruzElmalılı sadeleştirilmişO, o zattır ki sizi bir tek nefisten yarattı, eşini de ondan yarattı ki gönlü buna ısınsın. Onun için eşine yaklaşınca o hafif bir yükle hamile kaldı, bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden kendilerini yetiştiren Allah'a şöyle dua ettiler Bize salih yaraşıklı bir çocuk ihsan edersen, yemin ederiz ki, kesinlikle şükreden kullarından oluruz!»Elmalılı sadeleştirilmiş - 2Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca ona yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi hâmile kaldı. Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız.»Diyanet İşleri eskiSizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a 'Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz' diye İşleriAllah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. İnsan eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir gebe kalır ve bir müddet onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua VakfiSizi bir tek candan Âdem'den yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini Havva'yı yaratan O'dur. Eşi ile birleşince eşi hafif bir yük yüklendi hamile kaldı. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua YıldırımSizi bir tek nefsten yaratan, ondan da gönlünün ısınıp yatışması için eşini vücuda getiren Allah'tır. Ne var ki, o eşine sarmaşdolaş olup yaklaştı, derken eşi hafif bir yük yüklendi ve bir süre böyle geçip gitti de ağırlaştı. Karı koca, Rableri olan Allah'a duâ ettiler Eğer bize düzenli, elverişli, uygun bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden oluruz, YıldırımO’dur ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini inşa etti. Erkek eşini sarıp bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi, hamile kaldı. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca her ikisi de Rab’leri olan Allah’a yönelip "Eğer bize sağlıklı, kusursuz bir evlat verirsen mutlaka Sana şükreden kullarından oluruz" diye Fikri YavuzSizi bir nefisten Âdem’den yaratan ve bu nefisten de, gönlü kendisine meyledip rahat etsin diye zevcesini Havva’yı yaratan O’dur. Âdem, eşiyle münasebette bulununca, zevcesi hafif bir yük yüklendi hâmile oldu. Bir müddet bu hafiflikle geçti. Nihayet gebeliği ağırlaşınca, her ikisi Rableri Allah’a şöyle dua ettiler; “-Eğer bize salih bir çocuk teşekkülü tam olarak verirsen yemin ederiz ki, şükreden kimselerden KesirO'dur, sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da gönlünün ısınacağı eşini vareden. Eşini örtüp bürüyünce; o, hafif bir yük yüklendi ve onunla bir müddet gider gelirdi. Nihayet ağırlaşınca; karı koca Rabbları olan Allah'a Eğer bize salih bir çocuk verirsen andolsun ki şükredenlerden oluruz, diye dua GölpınarlıÖyle bir mabuttur ki sizi tek bir kişiden yarattı, ülfet ve ünsiyet etmesi için ondan da eşini halketti. Derken erkek eşine yaklaşınca eşi, hafif bir yük taşımaya ve onunla gidip gelmeye başladı. O yük ağırlaşınca ikisi de, bize âzâsı tam ve iyi bir evlât verirsen şüphe yok ki biz de şükredenlerden oluruz diye Rablerine duâ UğurSizi bir tek candan Âdem'den yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini Havva'yı yaratan O'dur. Eşi ile birleşince eşi hafif bir yük yüklendi hamile kaldı. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua BulaçO, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini var etti. Onu eşini örtüp bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla bir süre gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler "Eğer bize salih bir çocuk verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."Bekir SadakSizi bir nefisten yaratan ave gonlunun huzura kavusacagi esini de ondan var eden Allah'tir. Esine yaklasinca, esi hafif bir yuk yuklendi ve bu halde bir muddet tasidi. Hamileligi agirlasinca, kari koca, Rableri olan Allah'a Bize kusursuz bir cocuk verirsen, and olsun ki sukredenlerden oluruz» diye KuranO ki, sizi bir tek kişiden türetti, o tek kişinin beraberliğinde huzura ereceği eşini de kendi özünden yarattı, eşini kucaklayıp sarınca, hafif bir yük yüklendi. Onu bir süre taşıdı, sonra yükü ağırlaşınca, eşler birlikte eğer bize sağlıklı bir çocuk verirsen, kesinlikle sana şükredenlerden oluruz» diye Allah'a dua OnanO sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan eşini var etti. Onu eşini örtüp bürüyünce, o bir yük yüklendi de bununla bir süre gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi rableri olan Tanrı'ya dua ettiler "Eğer bize salih bir çocuk verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız."Muhammed EsedSizi hepinizi bir tek candan yaratan, Ve sevgiyle kadına meyletsin diye ona kendi özünden eş var edip çıkaran Odur. Öyle ki, o eşini kucaklayınca, eşi ilkin hafif bir yük yüklenir ve taşır o yükü. Sonra kadın gün gelip çocuğun yüküyle iyice ağırlaşınca, her ikisi birden Allaha, Rablerine yalvarırlar "Bize gerçekten kusursuz bir çocuk bahşedersen, muhakkak ki sana şükreden kimselerden olacağız!"Şaban PirişSizi tek bir kişiden yaratan ve kendisiyle huzur bulması için ondan eşini var eden O’dur. İnsan, eşini bürüdüğü zaman hafif bir yük yüklenir. Onunla bir süre geçer. Yükü ağırlaşınca Rab’leri olan Allah’a dua ederek -Eğer bize sağlam bir çocuk verirsen sana şükredenlerden oluruz, KuranO, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan da eşini var etti. Onu eşini örtüp bürüyünce, o da bir yük yüklendi ve bununla bir süre gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler Eğer bize salih bir çocuk verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız.»Ümit ŞimşekSizi tek bir candan yaratan, gönlünün ısınacağı eşini de aynı şeyden yaratan Odur. Nihayet o eşine sarıldığında, eşi hafif bir yük yüklendi ve onu beraberinde taşımaya başladı. Yükü ağırlaştığında, ikisi de Rablerine 'Bize eli yüzü düzgün bir çocuk verirsen biz şükredenlerden oluruz' diye AteşO'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gönlü ısınsın diye ondan eşini var eti; eşini sarıp örtünce eşiyle birleşince eşi, hafif bir yük yüklendi, onu gezdirdi. Yükü ağırlaşınca ikisi beraber Rableri Allah'a du'â ettiler "Eğer bize iyi, güzel bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden oluruz!" dediler.Yaşar Nuri ÖztürkO, odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rablerine şöyle dua ettiler "Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız."Edip YükselO sizi bir tek nefisten aynı genetik özellikten yarattı. Ondan da eşini yarattı ki dinginlik bulsun. Eşine yaklaşınca, hafif bir yükle yüklendi ve onunla gezindi. Yükü ağırlaşınca her ikisi Rab'leri ALLAH'a 'Bize kusursuz bir çocuk verirsen şükredenlerden olacağız,' diye yalvardılar. İçerik Anasayfa Kuran-ı Kerim Kuran ve Hadis Online Kitaplar Soru ve Cevaplar İslami Kariyer Sayfalar Kadın Penceresi Uzun Hayat Temiz Hikayeler Bilim Vadisi Eğitim Sayfası Yemek Tarifleri Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. ٤﴾ سورة النساء يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثٖيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى تَسَاءَلُونَ بِهٖ وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقٖيبًا ﴿١﴾ 4-Nisâ Sûresi 1. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[1] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın meydana getirip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir. [1] . Buradaki “ondan” ifadesi “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. الاعراف ٧﴾ سورة هُوَ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشّٰیهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفٖيفًا فَمَرَّتْ بِهٖ فَلَمَّا اَثْقَلَتْ دَعَوَا اللّٰهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ اٰتَيْتَنَا صَالِحًا لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرٖينَ ﴿١٨٩﴾ 7-A’râf Sûresi 189. Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[1] var edendir. İnsan eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir gebe kalır ve bir müddet onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[2] [1] . Buradaki “ondan” ifadesi, “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. [2] . Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi, yaratılan eşin, fizikî olarak o nefisten yaratıldığını değil, “nefis” insan ile eşinin aynı cinse, insan cinsine mensup olarak yaratıldığını ifade etmektedir. Yani insan cinsinin erkek türü olan Âdem’e, yine insan cinsinden, kadın türünde bir eş yaratılmıştır. النحل ١٦﴾ سورة وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ بَنٖينَ وَحَفَدَةً وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ اَفَبِالْبَاطِلِ يُؤْمِنُونَ وَبِنِعْمَتِ اللّٰهِ هُمْ يَكْفُرُونَ ﴿٧٢﴾ 16-Nahl Sûresi 72. Allah, size kendi cinsinizden eşler var etti. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar verdi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. Öyleyken onlar batıla inanıyorlar da Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar? الفرقان ٢٥﴾ سورة وَهُوَ الَّذٖى خَلَقَ مِنَ الْمَاءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُ نَسَبًا وَصِهْرًا وَكَانَ رَبُّكَ قَدٖيرًا ﴿٥٤﴾ 25-Furkân Sûresi 54. O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir. الروم ٣٠﴾ سورة وَمِنْ اٰيَاتِهٖ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً اِنَّ فٖى ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٢١﴾ 30-Rûm Sûresi 21. Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. فاطر ٣٥﴾ سورة وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ جَعَلَكُمْ اَزْوَاجًا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ اُنْثٰى وَلَا تَضَعُ اِلَّا بِعِلْمِهٖ وَمَا يُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّرٍ وَلَا يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِهٖ اِلَّا فٖى كِتَابٍ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرٌ ﴿١١﴾ 35-Fâtır Sûresi 11. Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan meniden yarattı. Sonra sizi erkekli dişili eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta Levh-i Mahfuz’da yazılı olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır. الزمر ٣٩﴾ سورة خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَاَنْزَلَ لَكُمْ مِنَ الْاَنْعَامِ ثَمَانِيَةَ اَزْوَاجٍ يَخْلُقُكُمْ فٖى بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ فٖى ظُلُمَاتٍ ثَلٰثٍ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ لَهُ الْمُلْكُ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاَنّٰى تُصْرَفُونَ ﴿٦﴾ 39-Zümer Sûresi 6. O, sizi bir tek nefisten yarattı. Sonra ondan[1] eşini var etti. Sizin için hayvanlardan erkek ve dişi olarak sekiz eş yarattı.[2] Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç kat karanlık içinde oluşturuyor. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Mülk mutlak hâkimiyet yalnız O’nundur. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde, nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz? [1] . Buradaki “ondan” ifadesi, “onun türünden” şeklinde de anlaşılabilir. [2] . Âyette sözü edilen hayvanların neler olduğu konusunda En’âm sûresinin 143 ve 144. âyetlerine bakınız. الشورى ٤٢﴾ سورة فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا وَمِنَ الْاَنْعَامِ اَزْوَاجًا يَذْرَؤُكُمْ فٖيهِ لَيْسَ كَمِثْلِهٖ شَیْءٌ وَهُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ ﴿١١﴾ 42-Şûrâ Sûresi 11. O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden[1] eşler, hayvanlardan da kendilerine eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. [1] . Âyetin bu kısmı, “kendi türünüzden..” şeklinde de tercüme edilebilir. النجم ٥٣﴾ سورة وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى ﴿٤٥﴾ مِنْ نُطْفَةٍ اِذَا تُمْنٰى ﴿٤٦﴾ 53-Necm Sûresi 45,46. Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, rahme atıldığında az bir sudan meniden yaratmıştır. القيامة ٧٥﴾ سورة فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى ﴿٣٩﴾ 75-Kıyâme Sûresi 39. Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti. النبا ٧٨﴾ سورة وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًا ﴿٨﴾ 78-Nebe’ Sûresi 8. Sizleri erkekli-dişili eşler hâlinde yarattık. 4-NİS 1. Ayet يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا Yâ eyyuhân nâsuttekû rabbekumullezî halakakum min nefsin vâhidetin ve halaka minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîran ve nisâânisâen, vettekûllâhellezî tesâelûne bihî vel erhâmerhâme. İnnallâhe kâne aleykum rakîbârakîben. Bayraktar Bayraklı Ey insanlar! Sizi tek bir cevherden/nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinizden sakınınız. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakınınız. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir. Cemal Külünkoğlu Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, onun özünden maddesinden de eşini var eden ve her ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Kendisi adına yemin edip birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının! Şüphesiz ki Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir/sizi kontrol edendir. Diyanet İşleri eski Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hürmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'ın ve akrabanın haklarına riayetsizliktende sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir. Diyanet Vakfi Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir. Edip Yüksel İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan, ikisinden pek çok erkek ve kadın üreten Efendinizi dinleyin. Adına birbirinizden isteklerde bulunduğunuz ALLAH’a saygı gösterin; yakınlara da… ALLAH elbette sizi gözetlemektedir. Elmalılı Hamdi Yazır Ey o bütün insan kömeleri! Sakının o Rabbınıza karşı gelmekten ki sizleri bir tek nefisten yarattı, ondan eşini yarattı da ikisinden bir çok erkekler ve dişiler üretti, sakının o Allaha karşı gelmekten ki siz onun ve o rahimlerin hurmetine biribirinizden dilek dilersiniz, çünkü o Allah üzerinizde gözcü bulunuyor Muhammed Esed Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan eşini var eden ve her ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun. Kendisi adına birbirinizden haklarınızı talep ettiğiniz Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyun ve bu akrabalık bağlarını gözetin. Şüphesiz Allah, üzerinizde daimi bir gözetleyicidir. Mustafa İslamoğlu Ey insanlık! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini yaratan ve her ikisinden de birçok erkek ve kadın var eden Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Kendisi adına birbirinizden hak talebinde bulunduğunuz Zat'a ve bu insanlık bağına karşı sorumluluk duyun. Kuşkusuz Allah, üzerinizde daimi bir gözetleyicidir. Seyyid Kutub Ey insanlar, Rabbinizden korkunuz. Ki O sizi tek bir kişiden türetti, o tek kişinin eşini de kendi özünden yarattı, sonra bu çiftten çok sayıda erkek ve kadın meydana getirerek yeryüzüne yaydı. Karşılıklı dileklerinizi adına bağladığınız Allah'tan ve akrabalık bağlarını çiğnemekten sakınınız. Hiç kuşkusuz Allah sizi sürekli gözetmektedir. Süleyman Ateş Ey insanlar, sizi bir tek nefisten nefes alan candan yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabâlıkbağlarını kırmaktan sakının. Şüphesiz Allâh, sizin üzerinizde gözetleyicidir. Süleymaniye Vakfı İnsanlar! Atanızı[1*] bir tek nefisten[2*] yaratan, eşini de o nefisten yaratan, o ikisinden pek çok erkeği ve kadını üreten[3*] Sahibinizden çekinerek kendinizi koruyun[4*] . Birinden bir şey isterken adını andığınız Allah’a, bir de akrabalık bağlarına saygılı olun. Allah sizi gözetlemektedir. [1*] İltifat [2*] O nefis döllenmiş yumurtadır. Fasih Arapça’da zevc kelimesinin müennesi dişisi yoktur. Kadın erkeğin zevci, erkek de kadının zevcidir. Hem Adem hem de Havva, aynı nefisten yani döllenmiş yumurtadan yaratılmıştır. İnsan Suresi 2. ayette “Biz insanı karışımı zengin olan bir nufteden yarattık.” buyrulmaktadır. Bu ayette de “Ey insanlar, sizi bir tek nefisten yaratan Rabbinizden çekinin!” buyrulduğuna göre iki ayeti birlikte okuduğumuzda “Ey insanlar, hepinizi hem sizi hem de eşlerinizi karışımı zengin olan bir döllenmiş yumurtadan yaratan Rabbinizden çekinin!” anlamı çıkmaktadır. Bu meal çalışmasının tamamında insanın yaratılışına dair bilgi veren ayetlerdeki nefis’ kelimesi için “döllenmiş yumurta” manası bu gerekçeyle seçilmiştir. Yaratılışla ilgili olmayan ayetlerde nefis kelimesi bazen beden, bazen ruh bazen de bunların birleşmiş hali manasında kullanıldığından ona göre anlam verilmiştir. [3*] [4*] Takva sahibi olun Allah’tan çekinerek korunan, kendinifıtratını bozmayan Tefhim-ul Kuran Ey insanlar, sizi tek bir nefisten yaratan, ondan da eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip yayan Rabbinizden korkup sakının. Ve yine kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'tan ve akrabalık bağlarını koparmak tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir. Yaşar Nuri Öztürk Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan eşini vücuda getiren ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının. Adını anarak birbirinizden dilekler dilediğiniz Allah'tan korkun. Rahimlerin haklarına saygısızlıktan da sakının. Şu bir gerçek ki Allah, Rakîb'dir, sizin üzerinizde sürekli ve titiz bir gözetleyicidir. 4-NİS 2. Ayet وَآتُواْ الْيَتَامَى أَمْوَالَهُمْ وَلاَ تَتَبَدَّلُواْ الْخَبِيثَ بِالطَّيِّبِ وَلاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَهُمْ إِلَى أَمْوَالِكُمْ إِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا Ve âtûl yetâmâ emvâlehum ve lâ tetebeddelûl habîse bit tayyîbtayyîbi, ve lâ te’kulû emvâlehum ilâ emvâlikum. İnnehu kâne hûben kebîrâkebîran. Bayraktar Bayraklı Yetimlere mallarını veriniz; temizi pis olanla değiştirmeyiniz, onların mallarını sizin mallarınıza katarak kendi helâl ve temiz malınızı kirletip yemeyiniz; çünkü bu, büyük bir günahtır. Cemal Külünkoğlu Yetimlere mallarını veriniz, temiz olanı helâlı pis olanla haramla değiştirmeyiniz! Onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyiniz! Çünkü bu büyük bir günahtır. Diyanet İşleri eski Yetimlere mallarını verin. Temizi murdara değişmeyin, onların mallariyle kendi mallarınızı karıştırarak yemeyin, çünkü bu büyük bir suçtur. Diyanet Vakfi Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak kendi malınızmış gibi yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır. Edip Yüksel Yetimlere mallarını verin. Temiz olanı pis olanla değişmeyin. Mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Bu büyük bir adaletsizlik olur. Elmalılı Hamdi Yazır Allahdan korkun da yetimlere mallarını verin ve temizi murdara halâli harama değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katıb yemeyin çünkü o büyük bir vebal bulunuyor Muhammed Esed O halde yetimlere mallarını verin, kendi değersiz mallarınızı onlara ait güzel şeyler ile değiştirmeyin ve onların mallarını kendi mallarınız ile birleştirerek tüketmeyin. Bu, doğrusu büyük bir suçtur. Mustafa İslamoğlu O halde yetimlere mallarını verin; değersizi değerliyle değiştirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp da boğazınıza geçirmeyin. Çünkü bu büyük bir vebaldir. Seyyid Kutub Yetimlere mallarını veriniz, temiz malı murdarı ile değiştirmeyiniz, onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyiniz, çünkü bu büyük bir vebaldir. Süleyman Ateş Öksüzlere mallarını verin, temizi pis olanla değiştirmeyin, onların mallarını sizin mallarınıza katarak helâl, temiz malınızı kirletip yemeyin; çünkü bu, büyük bir günâhtır. Süleymaniye Vakfı Rüşt yaşına gelen[*] Yetimlere mallarını verin. Temizi, pis olanla değişmeyin; onların mallarıyla kendi mallarınızı karıştırarak yemeyin çünkü bu, büyük bir suçtur. [*] Bkz. Nisa 6. âyet. Tefhim-ul Kuran Yetimlere mallarını verin ve murdar olana karşı temiz olanı değiştirmeyin. Onların mallarını mallarınıza katarak yemeyin. Çünkü bu, büyük bir suçtur. Yaşar Nuri Öztürk Yetimlere mallarını verin. Temizi pise değişmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak gerçekten büyük bir vebaldir. 4-NİS 3. Ayet وَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تُقْسِطُواْ فِي الْيَتَامَى فَانكِحُواْ مَا طَابَ لَكُم مِّنَ النِّسَاء مَثْنَى وَثُلاَثَ وَرُبَاعَ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلاَّ تَعْدِلُواْ فَوَاحِدَةً أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ذَلِكَ أَدْنَى أَلاَّ تَعُولُواْ Ve in hıftum ellâ tuksitû fîl yetâmâ fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâa, fe in hıftum ellâ ta’dilû fe vâhideten ev mâ meleket eymânukum. Zâlike ednâ ellâ teûlû. Bayraktar Bayraklı Şayet yetimler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan başka kadınlardan ikişer, üçer, dörder alınız. O kadınlar arasında da adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, bir tane alınız; yahut ellerinizin altında bulunanlarla yetininiz. Zulüm ve haksızlık etmemeniz için en uygun olan budur. Cemal Külünkoğlu Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer o kadınlar arasında da adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o takdirde bir tane alın veya sahip olduğunuz cariyeler ile yetinin. Bu, sizin adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Diyanet İşleri eski Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur. Diyanet Vakfi Eğer kendileriyle evlendiğiniz takdirde yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz veya size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz cariyeler ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır. Edip Yüksel Yetimler hakkında adaletli davranamamaktan korkuyorsanız uygun gördüğünüz kadınlarla ikişer, üçer, dörder evlenebilirsiniz. Onlara eşit davranamamaktan korkuyorsanız bir taneyle veya yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları ile yetinin. Sapmamanız için en uygunu budur. Elmalılı Hamdi Yazır eğer yetimlerin haklarını gözetemiyeceğinizden korkarsanız size halâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin ve eğer bu surette adalet yapamıyacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane veya milkiniz cariye alın, ağmamanız için bu daha muvafıktır Muhammed Esed Eğer yetimlere karşı adil davranamamaktan korkuyorsanız, o zaman, size helal olan diğer kadınlardan biri ile evlenin -hatta ikisi, üçü veya dördü ile; ama onlara adil bir tarafsızlıkla muamele edemeyeceğinizden korkarsanız, o zaman sadece bir tane ile- yahut meşru şekilde sahip olduklarınız ile evlenin. Bu, doğru yoldan sapmamanız için daha uygundur. Mustafa İslamoğlu Ve eğer yetimlere, adil davranamamaktan korkuyorsanız, o zaman size helal olan diğer kadınlardan biriyle evlenin; hatta ikisi, üçü ve dördüyle; ama onlara da adil davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir taneyle ya da meşru olarak sahip olduklarınızla yetinin! Bu, altına girdiğiniz sorumluluğu ihlal etmemeniz açısından daha uygundur. Seyyid Kutub Eğer gözetiminiz altındaki yetim kızları ile evlendiğiniz takdirde onların haklarını gerektiği gibi gözetemeyeceğinizden korkarsanız size nikahı düşen kadınlardan ikisi, üçü ya da dördü ile evlenebilirsiniz. Ama eğer onlar arasında adil davranamayacağınızdan korkarsanız tek kadınla evleniniz, ya da eliniz altındaki cariye ile yetininiz. Haksızlığa düşmemeniz için en uygun hareket budur. Süleyman Ateş Şâyet öksüzkızlarla evlendiğiniz takdirde onlar hakkında adâleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Okadınlar arasında da adâlet yapamayacağınızdan korkarsanız bir tane alın; yahut ellerinizin altında bulunancâriyelerle yetinin. Cevr ve haksızlık etmemeniz için en uygun olan budur. Süleymaniye Vakfı Eğer evlenme çağına gelmiş olan yetimlere karşı görevinizi yerine getirememekten korkarsanız,her biriniz hoşunuza giden kadınlardan, ikişer, üçer ve dörder kadar nikâhlayın[1*].Aralarında adaleti yerine getirememekten korkarsanız bir tek kadını veya hakimiyetiniz altında olanı bir esir kadını[2*] nikâhlayın. Sıkıntıya düşmemeniz için en uygun olanı budur. [1*] [2*] Esir durumunda bile olsa bir kadınla ancak nikahlanılması evlenilmesi durumunda karı koca ilişkisi mümkündür. Diğer çeviri çalışmalarının neredeyse tamamında ayetin Arapça metninde olmayan “yetinmek” fiili manaya sokuşturulmuş ve ayet tahrif bakımından bu ayette buradakinden başka anlam vermek mümkün değildir. ''mâ meleket eymânukum مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ '',''hakimiyetiniz altında olan kişi, esir statüsündeki kişi ''anlamına gelir. Bu şekliyle bahse konu kişi kadın veya erkek olabilir. Ancak ayette nikahlanmak yükleminin öznesi erkek olduğundan parantez içinde cariye’ olduğu özellikle belirtilmiştir. Özgür bir kadın da esir durumda ki bir erkekle nikahlanabilir Bkz.Bakara 2/221 ve Nur 24/32. Tefhim-ul Kuran Eğer yetimkız lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, size helal olan başka kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Şayet yine de adalet yapamıyacağınızdan korkarsanız, o zaman bir eş ya da sağ ellerinizin malik olduğu cariye ile yetinin. Bu sapmamanıza daha yakındır. Yaşar Nuri Öztürk Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur. 4-NİS 4. Ayet وَآتُواْ النَّسَاء صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةً فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَيْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيئًا مَّرِيئًا Ve âtûn nisâe sadukâtihinne nıhlehnıhleten. Fe in tıbne lekum an şey’in minhu nefsen fe kulûhu henîen merîâmerîan. Bayraktar Bayraklı Kadınlara mehirlerini hiçbir karşılık beklemeden veriniz; ama eğer onlar, kendi rızâlarıyla bir kısmını size bırakırlarsa, ondan hoşnutluk ve gönül rahatlığıyla faydalanınız. Cemal Külünkoğlu Nikâhladığınız kadınların mehirlerini nikâh bedellerini gönül rızası ile verin. Şayet nikahladığınız kadınlar ondan bir kısmını gönül hoşluğu ile kendileri size bağışlarsa, onu da afiyetle yiyin. Diyanet İşleri eski Kadınlara mehirlerini cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin. Diyanet Vakfi Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile cömertçe verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin. Edip Yüksel Kadınlara mehirlerini tam verin. Kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu gönül huzuruyla yiyebilirsiniz. Elmalılı Hamdi Yazır ve aldığınız kadınlara mihirlerini efendicesine verin, şayed ondan birazını kendileri gönül hoşluğile bağışlarlarsa onu da içinize sine sine yeyin Muhammed Esed Kadınlara mehirlerini hiçbir karşılık beklemeden verin; ama eğer onlar, kendi rızalarıyla bir kısmını size bırakırlarsa ondan hoşnutluk ve gönül rahatlığıyla faydalanın. Mustafa İslamoğlu Kadınlarınıza mehirlerini, gönül rızasıyla karşılık beklemeksizin verin! Ve fakat, kendi rızalarıyla bir kısmını size bırakırlarsa, onu da afiyetle yiyin! Seyyid Kutub Kadınların mehirlerini gönül hoşnutluğu ile veriniz. Fakat eğer onlar mehirlerinin bir bölümünü gönüllü olarak size bağışlarlar ise bunu afiyetle yiyiniz. Süleyman Ateş Kadınlara mehirlerini bir hak olarak gönül hoşluğuyla verin; eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da âfiyetle yeyin. Süleymaniye Vakfı Kadınlara mehirlerini cömertçe verin. Eğer mehir olarak verdiğinizden bir şeyi gönül hoşluğu ile size bağışlarlarsa onu da gönül rahatlığıyla yiyin. Tefhim-ul Kuran Kadınlara mehirlerini gönülden isteyerek ve bir hak olarak verin, fakat onlar, gönül hoşluğuyla size ondan bir şeyi bağışlarlarsa, onu da afiyetle, iç huzuruyla yiyin. Yaşar Nuri Öztürk Kadınlara mehirlerini nazik ve cömert bir şekilde örf ve çevrenin kabullerine uygun olarak verin. Eğer ondan birazını kendileri kişisel istekleriyle size sunmuşlarsa artık onu içinize sine sine yiyin. 4-NİS 5. Ayet وَلاَ تُؤْتُواْ السُّفَهَاء أَمْوَالَكُمُ الَّتِي جَعَلَ اللّهُ لَكُمْ قِيَاماً وَارْزُقُوهُمْ فِيهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُواْ لَهُمْ قَوْلاً مَّعْرُوفًا Ve lâ tu’tûs sufehâe emvâlekumulletî cealallâhu lekum kıyâmen verzukûhum fîhâ veksûhum ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâma’rûfen. Bayraktar Bayraklı Allah'ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermeyenlere vermeyiniz; o mallarla onları besleyiniz, giydiriniz ve onlara güzel söz söyleyiniz. Cemal Külünkoğlu Allah'ın koruyasınız diye sizin sorumluluğunuza bıraktığı yetimlere ait malları muhakeme yeteneği zayıf kimselere emanet etmeyin! Bu mallarla onların geçimlerini karşılayın, onları giydirin ve onlarla nazik bir şekilde konuşun gönüllerini hoş tutun. Diyanet İşleri eski Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Diyanet Vakfi Allah'ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere reşit olmayanlara vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Edip Yüksel ALLAH’ın sizi gözetici kıldığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlarla güzel iletişim kurun. Elmalılı Hamdi Yazır maamafih Allahın sizi başına diktiği mallarınızı sefihlere vermeyin de bunlarda yapacağınız tasarruf ile onları besleyin ve geydirin ve kendilerine güzel güzel nasıhat edin Muhammed Esed Allah'ın koruyasınız diye sizin sorumluluğunuza bıraktığı malları muhakeme yeteneği zayıf kimselere emanet etmeyin; ama bu mallarla onların geçimlerini karşılayın, onları giydirin ve onlarla nazik bir şekilde konuşun. Mustafa İslamoğlu Allah'ın koruyasınız diye sizin sorumluluğunuza bıraktığı malları, muhakeme yeteneği zayıf olan mal sahiplerinin eline terk etmeyin! Fakat bu mallarla onları yedirin, giydirin ve onlara duruma münasip bir dille izah edin! Seyyid Kutub Allah'ın, sizi başına diktiği malları aptalların aklî dengesi yerinde olmayanların ellerine vermeyiniz. Fakat onları bu mallardan besleyiniz, giydiriniz ve kendilerine güzel söz söyleyiniz. Süleyman Ateş Allâh'ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Süleymaniye Vakfı Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, akılsızlara vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin. Tefhim-ul Kuran Allah'ın sizin için kendileriyle hayatınızı kaim geçiminizi sağlamaya destekleyici bir araç kıldığı mallarınızı düşük akıllılara vermeyin; bunlarla onları rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel maruf söz söyleyin. Yaşar Nuri Öztürk Allah'ın sizin için ayakta durma aracı yaptığı mallarınızı kendini bilmez beyinsizlere vermeyin, o mallar içinden onlara rızık ayırın, onları giydirin ve onlara tatlı ve işe yarar bir söz söyleyin. 4-NİS 6. Ayet وَابْتَلُواْ الْيَتَامَى حَتَّىَ إِذَا بَلَغُواْ النِّكَاحَ فَإِنْ آنَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُواْ إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ وَلاَ تَأْكُلُوهَا إِسْرَافًا وَبِدَارًا أَن يَكْبَرُواْ وَمَن كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَن كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِ فَإِذَا دَفَعْتُمْ إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ فَأَشْهِدُواْ عَلَيْهِمْ وَكَفَى بِاللّهِ حَسِيبًا Vebtelûl yetâmâ hattâ izâ belagûn nikâhnikâha, fe in ânestum minhum ruşden fedfeû ileyhim emvâlehum, ve lâ te’kulûhâ isrâfen ve bidâren en yekberû. Ve men kâne ganiyyen felyesta’fif, ve men kâne fakîran felye’kul bil ma’rûfma’rûfi. Fe izâ defa’tum ileyhim emvâlehum fe eşhidû aleyhim. Ve kefâ billâhi hasîbâhasîben. Bayraktar Bayraklı Yetimleri evlenecekleri yaşa gelinceye kadar deneyiniz, sonra aklen olgunlaştıklarını tespit ederseniz, mallarını onlara iade ediniz. Sakın onlar büyümeden önce, aceleyle ve israf ederek mallarını tüketmeyiniz. Zengin olan iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yesin! Onlara mallarını geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurunuz. Hesap sorucu olarak Allah yeter. Cemal Külünkoğlu Yetimleri deneyin. Evlenme çağına geldiklerinde, eğer reşit olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Yetimler büyüyecek ve bu mallar elimizden çıkacak diye onları savurganca yemeyin! Zengin veliler bu mallara hiç el sürmesin. Fakir veliler ise yetimin malını koruduğu için bu malların geleneklere uygun düşecek ölçüde ve ihtiyaç miktarı kadarını yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. Diyanet İşleri eski Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter. Diyanet Vakfi Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler de geri alacaklar diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan veli iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter. Edip Yüksel Evlenme yaşına eriştiklerinde yetimleri sınayın. Onlarda olgunluk görürseniz kendilerine mallarını verin. Onlar büyüyecek diye savurganlık ve aceleyle mallarını yemeyin. Zengin, malın korumasına gösterdiği çabanın ücretinden vazgeçsin. Fakir ise uygun bir miktarda harcasın. Mallarını kendilerine tanıklar huzurunda geri verin. Hesap görücü olarak ALLAH yeter. Elmalılı Hamdi Yazır ve yetimleri nikâh çağına ermelerine kadar gözedib deneyin, o vakit kendilerinden bir rüşd hissettiniz mi hemen mallarını kendilerine teslim edin, büyüyecekler de ellerine alacaklar diye o malları israfla yemeğe kalkmayın ihtiyacı olmıyan tenezzül etmesin, muhtac olan da meşru' surette bir şey yesin, mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman da karşılarında şahid bulundurun, hisabınızı doğru tutmak için Allahın harekâtınızı hisaba çekmekte olması yeter Muhammed Esed Sorumluluğunuz altındaki yetimleri evlenebilecekleri yaşa gelinceye kadar deneyin; sonra aklen olgunlaştıklarını tesbit ederseniz, mallarını onlara iade edin; sakın, onlar büyümeden önce, aceleyle ve müsrifçe harcayarak mallarını tüketmeyin. Zengin olan kimseyi vesayeti altındakinin malından tamamen uzak tutun. Fakiri ise ondan uygun bir şekilde istifade ettirin. Mallarını kendilerine teslim ettiğinizde, onlar adına şahitler bulundurun ve unutmayın ki nihai hesap sorucu olarak Allah kafidir. Mustafa İslamoğlu Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar gözetleyin; ama eğer aklen olgunlaştıklarını tesbit ederseniz, mallarını kendilerine geri verin! Büyüyüverecekler diye mallarını alelacele ve saçıp-savurarak yemeye kalkmayın İhtiyacı olmayan kimse tenezzül etmesin, muhtaç olan da münasip bir biçimde yararlansın! Mallarını kendilerine iade ettiğinizde, onlar adına şahitler bulundurun! Hesap sorucu olarak Allah yeter. Seyyid Kutub Yetimleri evlenme çağına gelene kadar deneyiniz. Eğer olgunlaştıklarını görürseniz hemen mallarını kendilerine teslim ediniz. Yetimler büyüyecek endişesi ile bu malları savurganca yemeyiniz. Zengin veliler bu mallara hiç el sürmesin. Fakir veliler ise bu malların geleneklere uygun düşecek kadarını yesin. Yetimlere mallarını teslim ederken yanınızda şahit bulundurunuz. Gerçi hesap sorma merci olarak Allah yeterlidir. Süleyman Ateş Nikâh çağına varıncaya kadar öksüzleri deneyin, eğer onlarda bir olgunluk görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüsünler diye alıkoyup israf ile tez elden onların mallarını yemeğe kalkmayın. Zengin olan, çekinsin; yoksul olan da malın muhafazası için gösterdiği çabaya ve ihtiyacına uygun şekilde yesin. Onlara mallarını geri verdiğiniz zaman da yanlarında şâhid bulundurun. Hesapçı olarak da Allâh yeter O, her yaptığınızı hesâbetmektedir. Süleymaniye Vakfı Yetimleri, evlenme çağına[1*] gelene kadar deneyin. Onlarda olgunlaşma rüşd[2*] görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyüp geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, kendini engellesin; yoksul olan da maruf Kur’an ölçülerine uygun[3*] bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahit bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter. [1*] Kur’an'da evlenme çağı kavramı olduğunun delilidir. Çocuk evlilikleri Kur’an’a uygun değildir. [2*] Kur’an’a göre birinin ergenlik çağına gelmiş olması bile yeterli değildir. Onda rüşdolgunluk olmalıdır. Çünkü evlenmek isteyen kız ve erkek karşılıklı anlaşma yapacakakit ve mali yükümlülük altına girecektir. Mali yükümlülük ergenliğe ulaşmış bile olsalar çocuklararüşd olmayanlara verilemez. [3*] Maruf için bkz Bakara 2/178 ve Bakara 2/231 ile dipnotları Tefhim-ul Kuran Yetimleri, nikâha erişecekleri çağa kadar deneyin; şayet kendilerinde bir rüşd olgunlaşma gördünüz mü, hemen onlara mallarını verin. Büyüyecekler diye israf ile çarçabuk yemeyin. Zengin olan iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da artık maruf ihtiyaca ve örfe uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, onlara karşı şahid bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter. Yaşar Nuri Öztürk Yetimleri, nikâh çağına gelmelerine kadar gözetleyip deneyin. O zaman onlarda içinize sinecek bir olgunluk ve erginlik görürseniz, mallarını onlara geri verin. Büyüyecekler diye bu malları tez elden saçıp savurarak yemeyin. Zengin olan, iffetli davransın. Fakir olan ise örfün gerekli kıldığı oranda yesin. Mallarını kendilerine teslim ettiğiniz zaman yanlarında tanıklar bulundurun. Hesap sorucu olarak Allah yeter. 4-NİS 7. Ayet لِّلرِّجَالِ نَصيِبٌ مِّمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالأَقْرَبُونَ وَلِلنِّسَاء نَصِيبٌ مِّمَّا تَرَكَ الْوَالِدَانِ وَالأَقْرَبُونَ مِمَّا قَلَّ مِنْهُ أَوْ كَثُرَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا Lir ricâli nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne, ve lin nisâi nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne mimmâ kalle minhu ev kesurkesura. Nasîben mefrûdâmefrûdan. Bayraktar Bayraklı Anne babanın ve akrabanın geride bıraktıklarından erkekler bir pay alacaklardır. Anne babanın ve akrabanın bıraktığında, ister az ister çok olsun, kadınların da bir payı olacaktır. Allah tarafından tayin edilmiş bir paydır bu! Cemal Külünkoğlu Ölen ana-baba ve akrabanın miras olarak bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana-baba ve akrabanın bıraktıklarından ister az ister çok olsun, kadınlara da Allah tarafından farz olarak belirlenmiş bir pay vardır. Diyanet İşleri eski Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir. Diyanet Vakfi Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Gerek azından, gerek çoğundan belli bir hisse ayrılmıştır. Edip Yüksel Ana babanın ve yakınların bıraktığından erkeklere bir pay vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktığından kadınlara da bir pay vardır. Miras ister az olsun ister çok olsun kadın bir pay almalıdır. Elmalılı Hamdi Yazır erkeklere bir pay var ana baba ve en yakın akribanın bıraktığından, dişilere de bir pay var ana bana ve en yakın akribanın bıraktığından, azından da çoğundan da, farz kılınmış birer pay Muhammed Esed Ebeveynin ve akrabanın geride bıraktıklarından erkekler bir pay alacaklardır. Ebeveynin ve akrabanın bıraktığında, ister az ister çok olsun, kadınların da bir payı olacaktır; Allah tarafından tayin edilen bir paydır bu! Mustafa İslamoğlu Ana-baba ve akrabanın bıraktıklarında erkeklerin bir payı zaten vardır. Ana-baba ve akrabanın bıraktıklarında, az ya da çok, kadınların da bir payı olmalıdır; Allah tarafından farz kılınan bir paydır bu. Seyyid Kutub Ana- babanın ve yakın akrabaların bıraktıkları mirasta erkeklerin payı olduğu gibi kadınların da payı vardır. Bu miras ister az, ister çok olsun, onda erkeğin ve kadının belirlenmiş payları vardır. Süleyman Ateş Ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından erkeklere pay vardır; ana babanın ve akrabânın geriye bıraktıklarından kadınlara da pay vardır. Gerek azından gerek çoğundan hem erkeğe, hem de kadına bir hisse ayrılmıştır. Süleymaniye Vakfı Ana-baba ve en yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana-baba ve en yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Az veya çok ama miktarları belirli bir paydır. Tefhim-ul Kuran Anne ve baba ile akrabaların bıraktıklarından erkekler için bir pay vardır; anne ve baba ile akrabanın bıraktıklarından kadınlar için de bir pay vardır. Bunun azından ve çoğundan farz kılınmış bir pay vardır. Yaşar Nuri Öztürk Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından erkeklere bir pay vardır. Ana-baba ve akrabanın geriye bıraktığından -onun azından da çoğundan da- farz kılınmış bir nasip olarak kadınlara da bir pay vardır. 4-NİS 8. Ayet وَإِذَا حَضَرَ الْقِسْمَةَ أُوْلُواْ الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينُ فَارْزُقُوهُم مِّنْهُ وَقُولُواْ لَهُمْ قَوْلاً مَّعْرُوفًا Ve izâ hadaral kısmete ulûl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkînu ferzukûhum minhu ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâma’rûfen. Bayraktar Bayraklı Yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa, bundan onları da rızıklandırınız ve onlara güzel söz söyleyiniz. Cemal Külünkoğlu Mirasın bölüştürülmesi sırasında kendilerine pay düşmeyen akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlarla gönüllerini almak için nazik bir dille konuşun. Diyanet İşleri eski Taksimde, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyleyin. Diyanet Vakfi Mirastan payı olmayan yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin. Edip Yüksel Miras bölüşümünde, yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır bulunursa güzel sözler söyleyerek onlara da verin. Elmalılı Hamdi Yazır miras taksim olunurken uzak karabeti bulunanlar ve yetimler, miskinler de hazır bulunuyorlarsa hem kendilerine ondan biraz bir şey verin hem de gönüllerini alacak sözler söyleyin Muhammed Esed Mirasın bölüştürülmesi sırasında öteki akrabalar, yetimler ve muhtaçlar hazır bulunduklarında, onlara geçinmeleri için bir kısmını ayırın ve onlarla nazik bir şekilde konuşun. Mustafa İslamoğlu Miras taksimi sırasında, diğer akraba, yetimler ve yoksullar da hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin; ve kendilerine gönül alıcı sözler söyleyin! Seyyid Kutub Eğer miras bölüşümü sırasında pay sahibi olmayan uzak akrabalar, yetimler ve yoksullar hazır bulunursa onlara da bir şeyler veriniz ve kendilerine gönül alıcı sözler söyleyiniz. Süleyman Ateş Mirâs düşmeyen Akrabâlar, öksüzler, yoksullar da mirâs taksiminde hazır bulunursa bir şeyler vererek onları da ondan rızıklandırın gönüllerini hoş edin ve onlara güzel söz söyleyin. Süleymaniye Vakfı Mirasın paylaştırılması sırasında, yakınlar, yetimler ve çaresiz kalmış kimseler[*] bulunursa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel bir söz söyleyin. [*] Ölenin daha önce maddi desteğini görmekte olan ve bu ölüm nedeniyle çaresizmiskin durumuna düşen diğer kimselerÖrneğin ölen tarafından eğitim masrafları üstlenilmiş olan bir öğrenci Tefhim-ul Kuran Mirası Bölüşme sırasında yakınlar; yetimler ve yoksullar da hazır olursa, onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel maruf söz söyleyin. Yaşar Nuri Öztürk Mirasın paylaştırılmasında hısım-akraba, yetimler, yoksul ve çaresizler de hazır bulunurlarsa, ondan onları da rızıklandırın ve onlara güzel ve hoş bir söz de söyleyin. 4-NİS 9. Ayet وَلْيَخْشَ الَّذِينَ لَوْ تَرَكُواْ مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُواْ عَلَيْهِمْ فَلْيَتَّقُوا اللّهَ وَلْيَقُولُواْ قَوْلاً سَدِيدًا Velyahşellezîne lev terakû min halfihim zurriyeten dıâfen hâfû aleyhim, felyettekûllâhe velyekûlû kavlen sedîdâsedîdan. Bayraktar Bayraklı Geriye zayıf çocuklar bırakmaktan endişe etsinler ve onlar üzerinde titresinler. Allah'tan sakınıp doğru söz söylesinler. Cemal Külünkoğlu Arkalarında kendi haklarını koruyamayacak kadar küçük ve aciz çocuklar bıraktıkları takdirde, onlar için durumları ne olacak diye endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar. Allah'ın emirlerine uygun davransınlar, haklarını korumada doğru söz söylesinler. Diyanet İşleri eski Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler. Diyanet Vakfi Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları takdirde halleri ne olur diye korkacak olanlar yetimlere haksızlık etmekten korkup titresinler; Allah'tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler. Edip Yüksel Geriye zayıf çocuklar bırakan ve onların durumlarından endişe duyanlar dikkat etsinler! ALLAH’ı düşünsünler ve uygun kararlar versinler. Elmalılı Hamdi Yazır hem titresin o kimseler ki arkalarına elleri ermez, güçleri yetmez bir zürriyyet bırakacak olsalardı onlara karşı korkacaklardı, o halde Allahdan korksunlar ve sağlam söz söylesinler Muhammed Esed Ve onlar, o kanuni mirasçılar Allah'tan korksunlar; eğer kendileri arkalarında kendi haklarını koruyamayacak durumda olan çocuklar bıraksalardı onlar için mutlaka endişe duyarlardı; işte böyleleri, Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olsunlar ve yoksulların hakları konusunda dürüst ve insaflı olan neyse onu dile getirsinler. Mustafa İslamoğlu Artık korksun onlar ki; eğer kendileri, arkalarında korunmaya muhtaç cocuklar bıraksalardı, onlar için endişelenirlerdi. Allah'a karşı sorumluluk bilincini kuşansınlar da doğru dürüst konuşsunlar. Seyyid Kutub Arkalarında güçsüz çocuklar bırakıp ölecek olsalar çocuklarının hali nice olur diye kaygı duyanlar yetimlere haksızlık etmekten korksunlar, Allah'tan sakınsınlar ve doğru konuşsunlar. Süleyman Ateş Kendileri, geriye zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde onların durumundan endişe edecek olanlar, öksüzlerin hakkına dokunmaktan çekinsinler. Allah'tan korksunlar ve doğru söz söylesinler. Süleymaniye Vakfı Arkalarında zayıf çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, Allah’tan çekinsinler de doğru söz söylesinler. Tefhim-ul Kuran Arkalarında bıraktıkları zayıf çocuklardan dolayı korku duyanlar, vasiyetleri altında olanlar için de içleri ürpertiyle titresin. Allah'tan sakınsınlar ve onlara doğru söz söylesinler. Yaşar Nuri Öztürk Ürperip titresin o kimseler ki, kendi arkalarında zayıf ve çaresiz aile fertleri bırakmış olsalardı, onlar için korku ve endişe duyacaklardı. O halde, Allah'tan korksunlar ve haksızlığı önleyici sağlam bir söz söylesinler. 4-NİS 10. Ayet إِنَّ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَالَ الْيَتَامَى ظُلْمًا إِنَّمَا يَأْكُلُونَ فِي بُطُونِهِمْ نَارًا وَسَيَصْلَوْنَ سَعِيرًا İnnellezîne ye’kulûne emvâlel yetâmâ zulmen innemâ ye’kulûne fî butûnihim nârânâran. Ve se yaslevne seîrâseîran. Bayraktar Bayraklı Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak karınlarında ateş yemiş olurlar. Yakında onlar alevli bir ateşe gireceklerdir. Cemal Külünkoğlu Doğrusu yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak karın dolusu ateş yemiş olurlar. Onlar çılgın bir ateşe cehenneme gireceklerdir. Diyanet İşleri eski Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır. Diyanet Vakfi Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir. Edip Yüksel Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylayacaklar. Elmalılı Hamdi Yazır yetimlerin zulmen mallarını yiyenler muhakkak karınlarında sırf bir ateş yerler ve yarın bir çılgın ateşe yaslanırlar Muhammed Esed Yetimlerin mallarını günahkarca yiyip bitirenler, sadece karınlarını ateşle doldurmuş olurlar. Çünkü öteki dünyada yakıcı bir ateşe mahkum olacaklar. Mustafa İslamoğlu Doğrusu, yetimlerin mallarını haksız yere boğazlarına geçirenler, karınlarını yalnızca ateşle doldurmuş olurlar. Zira, gelecekte çılgın bir ateşe mahkum olacaklar. Seyyid Kutub Yetimlerin mallarını haksız biçimde yiyenler, midelerini ateşle doldurmaktan başka birşey yapmıyorlar. Zaten kudurmuş alevlerin içine atılacaklardır. Süleyman Ateş Zulüm ile öksüzlerin mallarını yiyenler, karınlarına sadece ateş koymaktadırlar ve çılgın bir ateşe gireceklerdir. Süleymaniye Vakfı Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar yakında çılgın aleve atılacaklardır. Tefhim-ul Kuran Gerçek şu ki, yetimlerin mallarını zulmederek yiyenler, karınlarına ancak ateş yemiş olurlar. Onlar, çılgın bir ateşe gireceklerdir. Yaşar Nuri Öztürk Şunda kuşkunuz olmasın ki, zulme başvurarak yetimlerin mallarını yiyenler karınlarına doldurmak üzere bir ateş yemekten başka bir şey yapmazlar. Ve onlar yakın bir zamanda, korkunç acılar veren bir azaba dalacaklardır. 4-NİS 11. Ayet يُوصِيكُمُ اللّهُ فِي أَوْلاَدِكُمْ لِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ الأُنثَيَيْنِ فَإِن كُنَّ نِسَاء فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ وَإِن كَانَتْ وَاحِدَةً فَلَهَا النِّصْفُ وَلأَبَوَيْهِ لِكُلِّ وَاحِدٍ مِّنْهُمَا السُّدُسُ مِمَّا تَرَكَ إِن كَانَ لَهُ وَلَدٌ فَإِن لَّمْ يَكُن لَّهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُ أَبَوَاهُ فَلأُمِّهِ الثُّلُثُ فَإِن كَانَ لَهُ إِخْوَةٌ فَلأُمِّهِ السُّدُسُ مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ آبَآؤُكُمْ وَأَبناؤُكُمْ لاَ تَدْرُونَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ لَكُمْ نَفْعاً فَرِيضَةً مِّنَ اللّهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيما حَكِيمًا Yûsîkumullâhu fî evlâdikum liz zekeri mislu hazzıl unseyeynunseyeyni, fe in kunne nisâen fevkasneteyni fe lehunne sulusâ mâ terakterake, ve in kânet vâhideten fe lehân nısfnısfu. Ve li ebeveyhi li kulli vâhidin min humâs sudusu mimmâ terake in kâne lehu veledveledun, fe in lem yekun lehu veledun ve varisehû ebevâhu fe li ummihis sulussulusu, fe in kâne lehû ıhvetun fe li ummihis sudusu, min ba’di vasiyyetin yûsî bihâ ev deyndeynin. Âbâukum ve ebnâukum, lâ tedrûne eyyuhum akrabu lekum nef’ânef’en, farîdaten minallâhminallâhi. İnnallâhe kâne alîmen hakîmâhakîmen. Bayraktar Bayraklı Allah size, çocuklarınızın alacağı miras hakkında, erkeğe kadının payının iki katını tavsiye eder. Kız çocuklar ikiden fazla iseler, ölenin geriye bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk tek bir kız ise mirasın yarısı onundur. Ölenin bir erkek çocuğu varsa, geriye bıraktığı malından anne babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da anne babası ona vâris oluyorsa, annesine üçte bir düşer. Eğer ölenin bir kız kardeşi varsa, annesinin payı altıda birdir. Bu hükümler, ölenin yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar Allah'ın koyduğu haklardır. Şüphesiz Allah bilendir; hikmet sahibidir. Cemal Külünkoğlu Allah, miras konusunda çocuklarınız hakkında erkeğe, kadının/kızın hissesinin iki misli miras vermenizi emreder. Eğer geride kalan çocuklar iki ya da ikiden fazla kız iseler, ölenin geriye bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer bir tek kız/kadın ise mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da yalnız ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının hissesi altıda birdir. Bu hüküm, ölenin yaptığı vasiyetin yerine getirilmesinden ve borçların ödenmesinden sonra kalan mal içindir. Anne ve baba yahut evlâtlarınızdan hangisinden size fayda geleceğini siz bilemezsiniz. Bu şekildeki hisse dağıtımı size Allah tarafından farz kılınmıştır. Allah ise her şeyi bilen, her şeyi hikmetle yapandır. Diyanet İşleri eski Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır. Diyanet Vakfi Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli miras vermenizi emreder. Çocuklar ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir düşer. Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir düşer. Bütün bu paylar ölenin yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır paylardır. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir. Edip Yüksel ALLAH size çocuklarınız hakkında öğütte bulunuyor. Erkek, kadının iki katı pay alır. Mirasçılar sadece kadın olup iki kişiden fazla iseler kalıtın üçte ikisi onlarındır. Çocuk sadece bir kadınsa kalıtın yarısı onundur. Ölen kişi ardında çocuk bırakmışsa, ana ve babasının her birisine altıda bir düşer. Çocuğu yok da kendisine sadece ana ve babası varis oluyorsa bu durumda annesine üçte bir pay düşer. Kardeşi varsa bu durumda annesine altıda bir düşer. Tüm bu paylaşma oranları, ölenin yaptığı vasiyetten ve borçların ödenmesinden sonra gelir. Analarınız, babalarınız ve çocuklarınızdan hangisinin size daha yararlı olduğunu bilemezsiniz. Bu ALLAH’ın yasasıdır. ALLAH Bilendir, Bilgedir. Elmalılı Hamdi Yazır Allah size miras taksimi şöyle ferman buyuruyor Evlâdınızda Erkeğe iki dişi payı kadar, eğer hepsi dişi olmak üzere ikiden ziyade iseler bunlara terikenin üçte ikisi, ve eğer bir tek kız ise o zaman ona yarısı; ebeveyni için Her birine ölenin terikesinden altıda bir şayed çocuğu varsa, amma çocuğu yok da anası babası varis bulunuyorsa anasına üçte bir, eğer ölenin kardeşleri de varsa o vakıt anasına altıda bir, hep ettiği vasıyyetten veya borcundan sonra; babalarınız ve oğullarınız bilmezsiniz ki onların hangisi menfaatçe size daha yakındır, bütün bunlar Allahdan birer feriza, her halde Allah alîm, hakîm bulunuyor Muhammed Esed Çocuklarınızın varisliği konusunda Allah size şunu emreder Erkek, iki kadının hissesine eşit bir miktar alacaktır; ama ikiden fazla kadın varsa, onlara, ebeveynlerinin geride bıraktıklarının üçte ikisi verilecektir; sadece bir tane varsa, onun yarısını alacaktır. Ölenin anne-babasına gelince, geride bir çocuk bırakması durumunda, her biri terekenin altıda birini alacaktır; ama hiç çocuk bırakmamışsa ve anne-babası onun tek mirasçısı ise, annesi üçte birini alacaktır; eğer ölenin erkek ve kız kardeşleri varsa, o zaman annesine, yapmış olduğu herhangi bir vasiyeti veya ödemek zorunda olduğu borcu düşüldükten sonra terekenin altıda biri verilecektir. Anne-babalarınıza ve çocuklarınıza gelince, hangisinin sizin bırakacağınız fayda ve imkanlara daha layık olduğunu bilemezsiniz. İşte bu nedenledir Allah'tan gelen emirler... Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. Mustafa İslamoğlu Allah size, çocuklarınız konusunda şunu tavsiye eder Erkek, iki kadının payına denk alır; fakat ikiden fazla kadın varsa, onlara, bırakılan mirasın üçte ikisi verilir; sadece bir kadın varsa, o halde yarısını alır. Ve eğer ölenin çocuğu varsa, onun anne-babasından her biri mirasın altıda birini alır; ama eğer çocuğu yoksa ve anne-babası onun tek varisiyse, işte o zaman annesi üçte birini alır. Eğer kız ve erkek kardeşleri varsa, o zaman annesine, yapmış olduğu herhangi bir vasiyyeti ya da borcu düşüldükten sonra altı biri verilmelidir. Ebeveynleriniz ve oğullarınız... Sizin bırakacağınız yararlı şeylere hangisinin daha layık olacağını bilemezsiniz. İşte bu yüzdendir Allah katından gelen talimatlar Kuşkusuz Allah her şeyi bilendir, her hükmünde tam isabet edendir. Seyyid Kutub Çocuklarınızın mirastaki durumu hakkında Allah size şöyle ferman buyuruyor Erkeğe iki dişinin hissesi kadardır. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise bırakılan malların üçte ikisi onlarındır. Şayet tek ise yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana ve babadan her birine bırakılan malın altıda biri. Çocuğu olmayıp da ona ana ve babası mirasçı olduysa üçte biri anasınındır. Kardeşleri varsa o vakit altıda biri anasınındır. Bu hükümler, ölenin borcu ödenip, yaptığı vasiyetler yerine getirildikten sonradır. Siz, babalarınızdan ve oğullarınızdan hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar, Allah’tan birer farizadır. Doğrusu Allah; hakkıyla bilen ve Hakim olandır. Süleyman Ateş Allâh size, çocuklarınızın alacağı mirâs hakkında, erkeğe kadının payının iki katını tavsiye eder. Çocuklar ikiden fazla kadın iseler, ölenin geriye bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk yalnız bir kadınsa mirâsın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, bıraktığı mirâsta ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı altıda birdir. Bu hükümler, ölenin Yapacağı vasiyyetten, ya da borcundan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan, hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar, Allâh'ın koyduğu haklardır. Şüphesiz Allâh bilendir, hikmet sâhibidir. Süleymaniye Vakfı Allah evladınız konusunda size görev yükler; erkeğin payı, iki kızın payı kadardır. Eğer kızlar ikinin üstünde ise, bıraktığının üçte ikisi onlarındır; şayet bir kız ise yarısı onundur. Ana-babadan her birine, ölenin çocuğu varsa altıda bir verilir. Ölenin çocuğu olmaz, anası babası ona varis olursa anasına üçte bir pay verilir. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir. Bunlar, yaptığı vasiyetin yerine getirilmesinden veya borcunun ödenmesinden sonra olur. Ananız,babanız ve çocuklarınız... Onlardan hangisinin faydalı olma bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bu sebeple paylar Allah tarafından belirlenmiştir. Allah bilir, doğru kararlar verir. Tefhim-ul Kuran Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise ölünün geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın veya kız bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. Ölenin Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman da annesi için altıda bir'dir. Ancak bu hükümler, ölenin Ettiği vasiyet veya varsa borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. Bunlar Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. Yaşar Nuri Öztürk Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah'tan bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir. Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Huve-lleżî ḣalekakum min nefsin vâhidetin vece’ale minhâ zevcehâ liyeskune ileyhâs felemmâ teġaşşâhâ hamelet hamlen ḣafîfen femerrat bihis felemmâ eśkalet de’avaAllâhe rabbehumâ le-in âteytenâ sâlihan lenekûnenne mine-şşâkirîneÖyle bir mabuttur ki sizi tek bir kişiden yarattı, ülfet ve ünsiyet etmesi için ondan da eşini halketti. Derken erkek eşine yaklaşınca eşi, hafif bir yük taşımıya ve onunla gidip gelmeye başladı. O yük ağırlaşınca ikisi de, bize azası tam ve iyi birevlat verirsen şüphe yok ki biz de şükredenlerden oluruz diye Rablerine dua ettiler. O, Allah ki; sizi tek bir nefisten Hz. Adem’den ve aynı cinsten yaratıvermiş ve kendisiyle durulup-yatışması sükûnet ve huzur bulması için ondan da bedeni ve ruhi yoldaşı olsun diye eşini var etmiştir. Yani erkek ve kadın eşitlikten de öte, bir tek bedenin iki bütünleyici parçaları gibidir. Onu eşini örtüp-bürüyünce, birleşince o da hafif bir yük yüklendi de bununla bir süre gezindi. Nitekim Havva’nın gebeliği ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah’a "Eğer bize salih bir çocuk verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız" diye dua edip sizi tek bir candan yaratan, gönlü ısınsın ve sevgiyle ona meyletsin diye ondan da eşini var eden. Eşiyle sarmaş dolaş olup onunla birleşince, eşi önce hafif bir yük yüklenir ve bir süre taşır o yükü. Sonra kadın, gün gelip çocuğun yüküyle iyice ağırlaşınca her ikisi birden, yani ana ve baba Allah'a, Rablerine yalvarırlar “Bize gerçekten kusursuz bir çocuk bahşedersen, muhakkak ki sana şükredenlerden olacağız” sizi bir nefisten yaratan, yanında sükûnet ve huzur bulsun diye, kendisinden eşini var edendir. O eşini koynuna alınca, eşi hafif bir yük yüklenir. Bir müddet böyle geçer, derken yükü ağırlaşır. O vakit ikisi birden Rableri Allah'a “Eğer bize sağlıklı, dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi, müslüman sâlih bir evlat verirsen mutlaka şükredenlerden oluruz" diye dua Kur’an-ı Kerim, 4/1; 30/21; 49/ sizi tek bir candan yarattı; ondan kendisiyle huzur bulması için eşini var etti. Eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklendi ve onu gezdirdi. Yükü, ağırlaşınca Rabbleri Allah'a "Eğer bize sağlıklı bir çocuk verirsen sana şükredenlerden olacağız" diye dua sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu eşini örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla bir süre gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler 'Eğer bize salih bir çocuk verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız.'Sizi bir nefisten Âdem'den yaratan ve bu nefisten de, gönlü kendisine meyledip rahat etsin diye zevcesini Havva'yı yaratan O'dur. Âdem, eşiyle münasebette bulununca, zevcesi hafif bir yük yüklendi hâmile oldu. Bir müddet bu hafiflikle geçti. Nihayet gebeliği ağırlaşınca, her ikisi Rableri Allah'a şöyle dua ettiler; “-Eğer bize salih bir çocuk teşekkülü tam olarak verirsen yemin ederiz ki, şükreden kimselerden Alladır ki; sizi tek bir nefisten yarattı. Onunla sükûnete ersin diye, eşini de onun cinsinden yarattı… Eşini sarıp ona yaklaşınca hafif bir hamilelik gerçekleşti. Bir müddet o hamilelikle öyle devam etti. Kadın ağırlaşınca, karı koca Allah’a dua ettiler ki; “Eğer bize yararlı bir evlat verirsen, andolsun, şükredenlerden oluruz.”Sizi tek bir cevherden yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de o cevherden var eden, Allah'tır. Eşine sarılınca, eşi hamile kaldı ve onu bir müddet taşıdı. Gebeliği ağırlaşınca, karı koca, Rableri Allah'a, “Bize kusursuz bir çocuk verirsen andolsun, şükredenlerden olacağız” diye bir kişiden yaratıp, kendisiyle huzur için, eş dahi veren odur, eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük alıp, dolaşmaya koyulur, yükü ağırlaşınca Bize bir onat çocuk verirsen şükrederiz!» diyerekten Tanrılarına yalvarırlarSizi tek bir candan yaratan, sevgiyle kadına meyletsin diye ona kendi özünden/cinsinden eşini var eden O'dur. Öyle ki, o eşini kucaklayınca, eşi ilkin hafif bir yük yüklenir gebe kalır ve bir müddet onu karnında taşır. Sonra kadının gebeliği ağırlaşınca, her ikisi birden Rableri Allah'a “Bize gerçekten kusursuz bir çocuk bahşedersen, muhakkak ki sana şükreden kimselerden olacağız!” diye dua ederler. Bkz. 4/1, 6/98, 30/21, 39/6, 49/13Ayette geçen “kendi özünden” ifadesi, onun türünden şeklinde anlaşılmalıdır. Yani nasıl ki insan cinsinin erkek türü... Devamı..Sizi bir tek âdemden hâsıl iden Allâh, âdemin vücûdundan berâber otursunlar diyü zevcesini yaratdı. Zevcesi hâmile kaldı. Evvelâ yükü hafif idi ve zahmetsiz yürüyordı sonra yükü ağırlaşdığı vakit her ikisi de Allâh’a yalvardılar "Eğer sıhhati tam bir oğul virir isen müteşekkir oluruz" bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a "Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan[238] var edendir. İnsan eşiyle birleşince eşi hafif bir yük yüklenir gebe kalır ve bir müddet onu taşır. Gebeliği ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı bir çocuk verirsen, elbette şükredenlerden olacağız” diye dua ederler.[239]238. Buradaki “ondan” ifadesi, “onun türünden” şeklinde de Âyette yer alan “bir tek nefisten yarattı” ifadesi, yaratılan eşin, fizi... Devamı..Sizi bir tek candan Âdem'den yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini Havva'yı yaratan O'dur. Eşi ile birleşince eşi hafif bir yük yüklendi hamile kaldı. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah'a Andolsun bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız, diye dua sizi bir tek nefisten aynı genetik özellikten yarattı. Ondan da eşini yarattı ki dinginlik bulsun. Eşine yaklaşınca, hafif bir yükle yüklendi ve onunla gezindi. Yükü ağırlaşınca her ikisi Rab'leri ALLAH'a "Bize kusursuz bir çocuk verirsen şükredenlerden olacağız," diye bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca ona yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi hâmile kaldı. Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız."O odur ki sizi bir tek nefisten yarattı, eşini de ondan yaptı ki gönlü buna ısınsın, onun için vaktaki bunu derâğûş eyledi, bu hafifçe bir hamlin hâmili oldu, bir müddet bununla geçti, derken ağırlaştı, o vakıt ikisi bir kendilerini yetiştiren Allaha şöyle dua ettiler bize yaraşıklı bir çocuk ihsan edersen yemin ederiz ki elbet şükreden kullarından oluruzO, sizi bir tek nefisten¹ yarattı ve kendisi ile sükûnet bulsun diye ondan² eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rabb'leri olan Allah'a “Eğer bize salih³ bir evlat verirsen elbette Sana şükredenlerden olacağız.” diye dua Bir özden. 2- Aynı özden. 3- Arı, saf, temiz, erdemli, iyi, sizi bir candan Âdemden yaratan, bundan da, gönlü kendisine yatıb ısınsın diye, eşini yapan Odur Allahdır. Vaktâ ki o, eşini örtüb bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi de bir müddet bununla gidip geldi. Nihayet gebeliği ağırlaşıncâ ikisi de Rablerine şöyle düâ etdiler Eğer bize düzgün hilkati tam bir çocuk verirsen andolsun ki her halde şükredenlerden olacağız».Sizi tek bir nefisten Âdem'den yaratan ve ondan da gönlü ona ısınsın diye2eşini Havvâ'yı yaratan O'dur. İşte ne zaman ki o onu örtüp bürüdü, eşi hafif bir yük yüklendi de onu bir müddet gezdirdi. Nihâyet yükü ağırlaşınca Rablerine şöyle duâ ettiler “Yemîn olsun ki, eğer bize kusursuz bir çocuk verirsen, elbette bu ni'metine deşükredenlerden oluruz!”2“İnsanın en fazla ihtiyâcını tatmîn eden, kalbine mukābil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübâd... Devamı..O Allah ki sizi tek bir nefisten yaratmış ve aynı nefisten de, onda sükûnet ve huzur bulduğu eşini var etmiştir. Erkek eşi ile birleştiğinde, önce hafif bir yük yüklenip karnındaki yüküyle bebekle gezinmiş, dolaşmış, sonra yükü ağırlaşınca, karı koca her ikisi birlikte Allah’a “Eğer eli ayağı düzgün sağlıklı bir çocuk verirsen sana şükredenlerden olacağız” diye dua Allah ki sizi bir tek özden yarattı. Dölensin diye ondan eşini de varetti. Sonra o bunu sarınca bu da yeğni bir yük yüklendi. Onunla gezip dolaştı. Yükü ağırlaşınca ikisi birden çalaplarına yalvardılar "Eğer Sen bize iyi bir çocuk verecek olursan, biz de, besbelli ki Sana şükredeceğiz."Sizi bir tek şahıstan yaratıp onunla ülfet etmek için kendisinden eşini yapan odur. Vaktaki o, eşine büründü [³], eşi hafif bir yük yüklendi [⁴], o yüküyle gider gelirdi [⁵]. Fakat yükü ağırlaşınca her ikisi Rablerine niyaz ettiler — Bize düzgün [⁶] bir çocuk verirsen biz, mutlak şükür edenlerden oluruz».[3] Onunla buluştu.[4] Gebe kaldı.[5] Gebe halinde sıkıntı çekmezdi.[6] Hilkat-ı tam, kılığı, kıyafeti sizi tek bir candan/aynı cevherden [nefs vâhide] yaratan⁶⁶ ve kendisiyle huzur bulsun diye eşini de ondan/ aynı cevherden ⁶⁷var edendir. Eşini sarıp örtünce/onunla birleşince, eşi hafif bir yük yüklendi/hamile kaldı ve onu taşıdı. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rableri Allah’a, “Eğer bize iyi ve sağlıklı/kusursuz [sâlihan] bir çocuk verirsen elbette biz Sana şükredenlerden olacağız!” diye dua ettiler.66 Krş. Nisâ, 4/1 67 Rûm, 30/21O sizi bir nefisten yaratan ve ondan da yanında huzur bulsun diye eşini var edendir. İnsanoğlu Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bir süre bununla gezindi. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri olan Allah'a, “Bize salih bir çocuk verirsen, şüphesiz şükredenlerden oluruz” diye Allah ki, sizi başlangıçta bir tek candan yani Âdem’den yarattı ve yanında huzur ve sukun bulsun diye, onunla aynı özden, aynı unsurdan Havvâ adındaki eşini yarattı. Ve insan nesli, bu ikisinden türeyip çoğalarak, bugüne kadar sürüp geldiBöylece, erkek eşini sarıp kucaklayınca, kadın hafif küçücük bir yük yüklenir ve onukarnında taşımaya başlar. Nihâyet hamilelik iyice ağırlaşıp doğum vakti yaklaşınca, ikisi de Rab’lerine el açıp, “Ey yüce Rabb’imiz!Eğer bize sağlıklı bir çocuk lütfedersen, kesinlikle sana şükreden kullar olacağız!” diye ki sizi bir tek nefisten yarattı, onunla huzur bulması için ondan eşini yaptı. İnsan eşini sardığında / bürüdüğünde hafif bir yük yüklendi. Onunla bir süre geçti. Ağırlaştığında, rabb’leri Allah’a -“Eğer bize bir salih çocuk verirsen, sana Şükredenler’den oluruz” diye dua sizi ilk ve tek insan olan Adem'den yarattı, nitekim Adem'in huzur kaynağı olan eşi Havva'yı da ondan çoğaltmıştı. Adem, eşiyle birlikte yatınca, Havva hafif bir yük yüklendi, bu yükü bir süre taşıdı. Yükü ağırlaşınca, ikisi bir olup sahipleri olan Allah'a yalvardılar " bize sağlıklı bir evlat verirsen sana minnettar kalırız " insanlar! Sizi önce tek bir nefisten yaratan Rabbinizdir. Rabbiniz sizi yarattığı yasaya göre eşinizi de yarattı. Böylece insan olarak yaratılana, insanın dişisi eş olarak verildi. İnsana başka varlıklardan eş yaratılmadı. Böyle yaptı ki eşinizle uyum sağlayın! Eğer iki ayrı cinsi birbirine eş yapsaydık uyum sağlayamazdınız. İnsan eşiyle birleşince eşi hamile kalarak hafif bir yük yüklendi. Yüklendiğini bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca; “Andolsun! Bize kusursuz bir çocuk verirsen muhakkak şükredenlerden olacağız!” diye dua ettiler. Böyle bir yolla nesillerini devam ettirdik. Nesillerinizin devamının yasası böyleydi. Sizi tek bir [nefis]ten [*] candan/cevherden yaratan, yine ondan kendisiyle huzur bulsun diye eşini yaratan O’dur. Eşini kucaklayınca eşi ile birleşince eşi hafif bir yük yüklenir hamile kalır ve onu bir süre taşır. Yük ağırlaşınca “Bize iyi sağlıklı bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden olacağız.” diye Rableri Allah’a dua verilmek istenen mesaj ilk nesil erkekler nereden yaratıldıysa eşlerinin de aynı şeyden yaratıldığını bildirmektir. Benzer mesajlar Nisâ 41; ... Devamı..Sizi tek bir nefisten¹ yaratan, sonra da onun eşini, sükûnet bulsun diye² kendi cinsinden kılan,³ Allah’tır. O nefis eşine sarılıp ve eşi hafif bir yük yüklenip,⁴ onu bir süre taşıdıktan sonra, yükü ağırlaşınca ikisi birlikte “Ey Rabbimiz! Eğer bize sağlıklı bir çocuk verirsen, kesinlikle Sana şükredenlerden olacağız.” diye, Allah’a duâ Yani bu nefis, Âdem olabileceği gibi her insanın babası da Bu ifâdeye göre, evlenen çiftlerin aralarında meyil ve sükûnet kalmayıp,... Devamı..SİZİ [hepinizi] bir tek candan yaratan, Ve [sevgiyle] kadına meyletsin diye ¹⁵⁵ ona kendi özünden eş var edip çıkaran O’dur. Öyle ki, o eşini kucaklayınca, eşi [ilkin] hafif bir yük yüklenir ve bir süre taşır o yükü. Sonra [kadın] gün gelip [çocuğun yüküyle] iyice ağırlaşınca, her ikisi birden Allah’a, Rablerine yalvarırlar “Bize gerçekten kusursuz bir [çocuk] bahşedersen, muhakkak ki sana şükreden kimselerden olacağız!”155 Lafzen, “Ona eşine meyletsin diye”. “Can” ve “onun eşi” gibi terimler hakkında bir açıklama için bkz. 41 ve ilgili sizi tek bir özden/candan yarattı, onun teskin olup huzur bulması için aynı özden/candan eşini var etti. Erkek eşine sarılınca kadın hafif bir yük yüklendi ve o yükü belirli bir süre taşıdı nihayet yükü ağırlaşınca her ikisi de Allah’a Eğer bize sağlıklı bir evlat verirsen kesinlikle şükredenlerden olacağız’ diye dua ettiler. 4/1, 30/21, 29/8, 39/6, 46/15O’DUR sizi bir tek candan yaratan ve onda huzur bulsun diye kendi cinsinden eşini var eden. Erkek eşini sarıp sarmalar, başta eş hafif bir yük yüklenerek hamile kalır ve o yükü bir süre taşır.[¹³¹⁰] Ardından yük ağırlaşınca eşler Rableri olan Allah’a “Eğer bize eli ayağı düzgün, kusursuz bir çocuk bahşedersen; söz, Sana şükreden kimselerden olacağız!” diye yakarırlar.[1310] Bir çocuğun meydana gelişini anlatan Kur’anî belâgatın, muhteşem bir zarafet ve nezaketle kesiştiği o Zât-ı Ecell-i Âlâdır ki, sizi bir nefisten yaratmıştır ve eşini ondan yapmıştır ki onunla ünsiyette buluna. Vaktâ ki ona mukarenette bulundu, hafif bir yük yüklendi. Bir müddet bununla gidip geldi. O zaman ki, ağırlaştı. Allah Teâlâ'ya, Rablerine dua ettiler ki eğer bize bir sâlih çocuk verir isen andolsunki, biz elbette şakirlerden ki sizi bir tek candan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini inşa etti. Erkek eşini sarıp bürüdü, o da hafif bir yük yüklendi, hamile kaldı. Onu bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca her ikisi de Rab'leri olan Allah'a yönelip “Eğer bize sağlıklı, kusursuz bir evlat verirsen mutlaka Sana şükreden kullarından oluruz” diye yalvardılar. [4, 1; 49, 13; 30, 21] {KM, Tekvin 2, 21-22}O'dur ki sizi bir tek nefisten yarattı, gönlü ısınsın diye ondan eşini var eti; eşini sarıp örtünce eşiyle birleşince eşi, hafif bir yük yüklendi, onu gezdirdi. Yükü ağırlaşınca ikisi beraber Rableri Allah'a du'a ettiler "Eğer bize iyi, güzel bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden oluruz!" dediler.O Allâh Te'âlâ'dır ki sizi bir nefisden tek Âdem'den halk itdi ve zevcesini de onunla ülfet ve ünsiyet itmesi içün, ⁰ndan Âdem'in kaburga kemiğinden yaratdı. Âdem zevcesini örtdükde onunla halvet oldukda o, Havvâ hafif bir yük yüklendi, yürüyor ve geziyordı. O yük ağırlaşdığı zamân rableri olan Allâh'a "Eğer bize tâmmu'l a'zâ bir evlâd virir isen sana şükür idenlerden oluruz" diye du'â itdiler. Sizleri bir tek nefisten döllenmiş yumurtadan yaratan O’dur. Eşini de o nefisten yarattı ki biri diğerinin yanında rahat etsin. Erkek onu sarınca hafif bir yük yüklenir. Onunla gezip dolaşır. Yükü ağırlaşınca ikisi de Rableri olan Allah’a yalvarır; “Bize iyi bir evlat verirsen, görevlerini yerine getirenlerden olacağız” tek bir kişiden yaratan ve kendisiyle huzur bulması için ondan eşini var eden O'dur. İnsan, eşini bürüdüğü zaman hafif bir yük yüklenir. Onunla bir süre geçer. Yükü ağırlaşınca Rab'leri olan Allah'a dua ederek -Eğer bize sağlam bir çocuk verirsen sana şükredenlerden oluruz, tek bir candan yaratan, gönlünün ısınacağı eşini de aynı şeyden yaratan Odur. Nihayet o eşine sarıldığında, eşi hafif bir yük yüklendi ve onu beraberinde taşımaya başladı. Yükü ağırlaştığında, ikisi de Rablerine “Bize eli yüzü düzgün bir çocuk verirsen biz şükredenlerden oluruz” diye odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rableri Allah'a şöyle dua ettiler "Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız."ol oldur kim yarattı sizi bir nefsden daħı eyledi andan 'avratını ya'nį ḥavvā'yı tā dölene aña. pes ol vaķt kim yaķınlıķ eyledi aña yüklendi yük yiyni pes geçdi anuñ-ile ya'nį yüridi oturdı durdı yiyniliginden ötürü. pes ol vaķt kim aġır oldı oķıdılar ya'nį ādem ḥavvā Tañrı’yı çalabuñ “eger vireseñ bize eyü olavuz şükr eyleyicilerden.”Ol Tañrı Taālā sizi yaratdı bir nefsden ki Ādemdür. Daḫı yaratdı özindenavratını ki Ḥavvādur aña sākin olmaġ‐ıçun. Ol vaḳt ki cimā eyledi,aña yüklü oldı, ḫafīf yüklü olmaḳ. Gitdi geldi anuñla, ḳaçan ki aġırlandı,duā eyledi ikisi Tañrı Taālāya. Eger bize virseñ ṣāliḥ oġul didiler olur‐ tək bir nəfərdən Adəmdən xəlq edən və onunla ünsiyyət etmək sakit, rahat olmaq üçün özündən qabırğasından zövcəsini Həvvanı yaradan Odur. Adəm zövcəsi ilə yaxınlıq etdikdə o, Həvva yüngül bir yüklə yükləndi hamilə oldu və bir müddət həmin yükü daşıdı onunla oturub-durdu. Həvva ağırlaşdığı vaxt onların hər ikisi Allaha dua edib “Əgər bizə saleh sağlam, ağıllı, hər şeyi yerli-yerində bir uşaq versən, bu ne’mətə görə Sənə şükür edənlərdən olarıq!” – it is who did create you from a single soul, and therefrom did make his mate that he might take rest in her. And when he covered her she bore a light burden, and she passed unnoticed with it, but when it became heavy they cried unto Allah, their Lord, saying If thou givest unto us aright we shall be of the is He Who created you from a single person, and made his mate of like nature,1162 in order that he might dwell with her in love. When they are united, she bears a light burden and carries it about unnoticed. When she grows heavy, they both pray1163 to Allah their Lord, saying "If Thou givest us a goodly child,1164 we vow we shall ever be grateful."1162 Cf. 41. and n. 504, where the construction is explained, see also 1672. 1163 The mystery of the physical birth of man, as it affects the fath... Devamı..

sizi tek bir nefisten yaratan ayeti