🏏 Merh Ve Afar Ağaçları Video
PSPremake headed to modern PlayStation platforms Following on from a slew of whispers, leaks, and accidental reveals, we have
Soyağaçları otozomal baskın otozomal çekinik baskın çekinik tyt ayt yks 2022 pdf biosem kalıtım biyoloji📕 ÜCRETSİZ PDF'ler için 👉🏼 : www.biosembiyoloji.c
The National Institute of Health (NIH) partially funds a “deadly” spinal cord cat experiment in a state-run lab in St. Petersburg, Russia, according to taxpayer watchdog group White Coat Waste Project (WCW). WCW exclusively released its investigation to Breitbart News before publishing its findings.
Splashtop is a versatile remote computer access program with a range of impressive features, including a user-friendly interface and impressive security. It’s compatible with most common
Welcometo Wandrer! Wandrer.earth is an exploration game where you win by going places you've never been before. Discover hidden nooks, earn achievements, and get started on your quest to dominate the roads of your city. Sign up for free.
Tefsirlerinçoğu bundan, yaş iken birbirine sürtülmekle ateş çıkaran çöl ağacı merh ve afâr'ın kasdedildiğini bildirirler. Çağdaş müelliflerden, petrolü oluşturan ağaçları düşünenler de vardır. 81. Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya olmaz mı kadir! Elbette kadir! Hallâk O'dur, alîm O'dur!
19 Jul 2013 | Posted by GunFun. A CIA secret weapon used for assassination shoots a small poison dart to cause a heart attack, as explained in Congressional testimony in the video. The dart from
X8Y0. Yasin Suresi-80 "O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz."Bu ayette ateşin ağaçtan yaratıldığından bahsedilmektedir. Ayete ilişkin yapılan tefsirlerde hatta bazı meallerde burda kastedilenin, ateşin oluşması için gerekli olan ve ağaçlar tarafından üretilen oksijen olduğu iddia göre böylesi bir söylem çok ilkel zamanlardan kalma ağaç dallarını birbirine sürterek ateş yakılmasıyla ilgili bir geleneğin yansıması. Tabi geçmişte ateşin yakılması sadece ağaç dallarının birbirine sürtülmesiyle gerçekleşmemiştir, mesela eskimolarda halen devam ettiği gibi bazı taşların birbirine çarptırılmasıyla da ateşler yakılabilmekte, ayetin deyimiyle ateşler yaratılabilmektedir. Tüm bunlara rağmen, bu ayetten oksijenin varlığından haber verdiği için büyük bir hikmetmiş gibi tanrılı Hinduizmde ateş tanrısı Agni'dir. Hintlilerin binlerce yıl öncesine ait en eski ve en önemli dini kaynakları olan èg Veda?da şöyle bir ilahi bulunmaktadır."Günler boyunca parlayan Agni, sen sulardan ve taştan yaşam bulursun Ormandaki ağaçlardan ve yerde biten otlardan safça yaratılırsın, Ey İnsanların Mutlak Efendisi." èg Veda 2. Kitap "Hint Ateş Tanrısı Agni" Can Bir başka ilahide ise şöyle denmektedir;"Ah Agni, kutsal ateş, temizleyici ateş, sen ağaçta uyuyansın, sen parıltılı alevinle yükselensin..." "Kültür Tarihinde Ateş Sembolü" TokaravBu ilahilerde de görüldüğü gibi ateş tanrısının ağaçlardan yaratılığından, bu kutsal ateşin ağaçların içinde uyumakta olduğundan gerçekten de kurandaki ayette geçen böylesi bir söylem dendiği gibi oksijenden bahseden hikmetli sözlerse putpersetlerin bu hikmete çok daha önceden sahip oldukları anlaşılmaktadır.
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 Ana Sayfa Ramazan 2020 Komşu komşunun... Türkiye Gazetesi Havle bint Kays, Resûlullah zamanında mescitte toplandıklarını hem sohbet ettklerini hem sepet ördüklerini anlatır. Efendimiz, Hazreti Ebubekir ile hicrete çıkarken Âişe ve Esma radıyallahü anhüma deriden bir sofra hazırlar, azık koyarlar. Hazreti Esma kuşağını ikiye böler, biriyle su kabının ağzını, öbürüyle de sofrayı bağlar. Hicaz demircileri işlerinde mahirdir. Kasaplar için hususi bıçaklar medye yaparlar ki, iri ve keskindir bunlar. Efendimizin kendisine hediye edilen balı kaşık kaşık eshabına paylaştırdığı bilinir. Demek o vakitler kaşık yapılır ve kullanılır. Mişvar kovandan bal çıkarmaya yarayan ucu eğri bir tahtadır. Peki ocaklar neyle yakılır? Elbette çalı çırpıyla çölde bulunur kolayca. Merh ve afâr denilen ağaçlar kav gibi kullanılır. Sürtünce alev alırlar. Araplar “Her ağaçta ateş vardır” derler, “fakat merh ve afâr daha fazladır”. Yeri gelmişken söyleyelim su, tuz ve ateş istendiğinde hayır denmez, paylaşılır mutlaka... - 0510 Oruç ve Ramazan Oruç ve aç durmak Oruç tutmak faydalıdır Orucun farzları Günah işleyenin orucu Oruç tutmamayı mubah kılan özürler Seferde iken oruç tutmak Açıktan oruç yemek Kadınlar muayyen günlerinde iken
Yasin Suresi -80 "O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz."Bu ayette değişik bir anlatımın olduğu hemen göze çarpmakta; "ağaçtan yaratılan ateş". Ayete ilişkin yapılan bazı tefsirlerde kastedilenin, ateşin yanması için gerekli olan ve ağaçlar tarafından üretilen oksijen olduğu söylenmektedir. Bu oldukça zorlama yapılış bir yorumdur, çünkü ateşin var edilmesini sadece oksijene bağlamak yetersiz kalır. Ateşin meydana gelebilmesi için yanabilen bir maddenin tutuşma sıcaklığında oksijen ile temas etmesi gerekir. "Yakıt" ve "oksijen" devamlı mevcut ve temas halinde ise sürekli yanma olur. Yani oksijenin tek başına ateşe kaynaklık etmesi diye birşey söz konusu değilken kalkıp oksijeni var eden ağaçların ateşi yarattığını söylemek zorlama bir yorum olacaktır. Eğer bu ayette kastedilen oksijense "ağaçtan, içinize çektiğiniz nefesi var etti" denmesi şüphesiz en daha doğru bir söylem olurdu. Aslında ayette anlatılmak istenen gayet basit. Kastedilen ağaçların birbirlerine sürtülmesi yolu ile ateş yaratılması olayıdır. Nitekim dini kaynaklarda getirilen yorumlar da bunun altını çizmiştir. Kısaca onlara da göz atmakta fayda varYeşil Ağaçta Ateşin Meydana Getirilmesi"Ölüden dirinin çıkarılması ile ilgili tereddüt ve itirazlara karşı verilen bu örnekte yine birbirine tamamen zıt görünen iki özellikten ve birincinin diğerine dönüşmesinden söz edilmektedir Islaklık ve ateş. Âyette ağaç için yeşil sıfatının kullanılması renk belirtmek için değil, bu durumdaki ağacın temel özelliği olan ıslaklığa dikkat çekmek içindir." İbn Âşûr, XXIII, 76-77 Yemyeşil ağaçtan ateş çıkarma, genellikle, bedevi Araplarca iyi bilinen merh ve afar adlı ağaçların ?ikisi de yemyeşil ve üzerlerinden su damlarken- birbirine sürtülmesiyle ateş çıkması olayı olarak açıklanmıştır. Bunların biri dişi diğeri erkek olarak düşünülmüştür. Bazı müfessirler, "Her ağaçta ateş vardır; ama merh ve afarda bolca bulunur" anlamındaki meşhur sözü de dikkate alarak burada maksadın ağaç cinsi olduğunu ve bu iki türün örneklendirme amacıyla zikredildiğini belirtmişlerdir. Zemahşerî, III, 294Bu konuda ashab-ı kiramın ünlü âlimlerinden İbn Abbas'ın şöyle bilgi verdiği rivayet edilmiştir? Arapların çakmak mesabesinde olan Merh ve Afar adında iki ayrı tür ağaçları vardır. Afar, çakmak demiri gibi üstte tutulur, Merh de çakmak taşı gibi altta tutulur. Her iki ağaçtan birer dal kesilip suyu akıtılır ve sonra o iki dal birbirine sürtülerek ateş çıkarılır, yani yanmaları Yâsîn Sûresi'nin 80. âyetiyle verilen bilgi daha çok bu iki ağaca işarettir; aynı zamanda yeşil olan bütün ağaçları da kapsamına almaktadır. Geniş bilgi için bak Tefsîr-i Kurtubî 15/60- Lübabu't-te'vil 4/13Dini kaynaklarda bunlar ifade ediliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, eski insanların sürtünme kuvveti ve ona bağlı artan sıcaklık konusunda pek bilgilerinin olmayışı ateşin ağaçlardan yaratıldığına dair yanlış bir inancın doğmasını da beraberinde getirmişti. İnsanlığın geçmişten gelen bu uygulaması karşısında mesela Hindular da binlerce yıl öncesinden benzer şeyleri düşünmüşlerdi. Agni Hinduizmde "ateş" tanrısı olarak bilinirdi. Hintlilerin binlerce yıl öncesine ait en eski ve en önemli dini kaynakları olan èg Veda?da şöyle bir ilahi bulunmaktadır."Günler boyunca parlayan Agni Ateş Tanrısı, sen sulardan ve taştan yaşam bulursun Ormandaki ağaçlardan ve yerde biten otlardan safça yaratılırsın, Ey İnsanların Mutlak Efendisi." èg Veda 2. Kitap "Hint Ateş Tanrısı Agni" Can Bir başka ilahide ise şöyle denmektedir;"Ah Agni, kutsal ateş, temizleyici ateş, sen ağaçta uyuyansın, sen parıltılı alevinle yükselensin..." "Kültür Tarihinde Ateş Sembolü" TokaravBu putperest ilahilerinde de görüldüğü gibi ateş tanrısının ağaçlardan yaratılığından, bu kutsal ateşin ağaçların içinde uyumakta olduğundan malzemeler eski insanların en kolay yoldan temin ettikleri ilk araç gereçlerini oluşturmaktaydı. Ağaç dallarının aynı zamanda ateş yakılmasında da kullanılıyor olması bu uygulamanın hızla yayılarak daha sonraki nesillere de kalmasına yol yaygın olması da berbaerinde ağaçlara olan bakış açısını değiştirmiş, ona farklı dinsel anlamlar yüklenmesine yol açmıştı. Oysa ki ateşin oluşmasındaki asıl sebep fizikteki sürtünme kuvvetine bağlı, iki cismin aşınması sonucu oluşan enerji ve ısınmanın bir sonucuydu. Yani ateşin var edilebilmesi için illa ağaçların olması diye bir şart bulunmuyordu. Yukardaki Kuran ayetinde de olduğu gibi bunun ağaçlara has bir nedenden kaynaklandığının sanılması geçmişten gelen bu basit uygulamanın bir sonucuydu.
cilt 01; sayfa 458[AĞAÇ - Bekir Topaloğlu]belirtmiş bk. Buhârî, “Şirb”, 9; Ebû Dâvûd, “Zekât”, 41; İbn Mâce, “Edeb”, 8, bir diğerinde de şöyle demiştir “Bir müslümanın diktiği ağaçtan insanların yedikleri, çaldıkları, kuşların ve öteki hayvanların yedikleri, kısacası herhangi bir canlının o ağaçtan faydalandığı her şey onu dikip yetiştiren için makbul bir sadakadır” Müslim, “Müsâkāt”, 7. Muhaddisler, eserlerinde ağaç dikmenin, sulamanın, yetiştirmenin ve korumanın önemi hakkında çeşitli bölümler düzenlemişler, konuyla ilgili kavlî ve fiilî sünnetten örnekler vermişlerdir bk. Wensinck, “şecer” md..İslâm dininde insanların ve diğer canlıların sağlığı, beslenmesi, çeşitli geçim vasıtalarının sağlanması için çok gerekli olan ağacın korunması, lüzumsuz yere kesilmemesi konusuna da önem verilmiştir. Mekke’nin harem*inde bulunan ağaçların kesilmesi, bitkilerin koparılması Hz. İbrâhim’den itibaren yasaklanmıştır. Hz. Peygamber, Medine’de de belli sınırlar içinde bir harem tayin etmiş, bu sınırlar içinde ağaç kesen ve uygunsuz davranışta bulunan kimseye, “Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerine olsun” diyerek bedduada bulunmuştur Buhârî, “Medîne”, 1; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 95, 99; Müsned, I, 119. Yine Resûl-i Ekrem Tâifliler’e yazdığı mektupta emirnâme şehrin ağaçlarının kesilmeyeceğini, belli koruluklarda avlanmanın yasaklandığını, bu yasakları çiğneyene ibret verici cezaların uygulanacağını belirtmiştir bk. M. Hamîdullah, s. 159, 161.Ağacın Hz. Peygamber’in mûcizeleri açısından da ayrı bir önemi vardır. Siyer ve hadis kitaplarının kaydettiğine göre, özellikle peygamberliğinin yaklaştığı günlerde ve daha sonraki dönemlerde dolaştığı yörelerdeki ağaçlar onu, “Esselâmü aleyke yâ Resûlellah!” diyerek selâmlıyorlardı bk. İbn Hişâm, I, 234-235; Tirmizî, “Menâkıb”, 6. Ayrıca mûcize kabilinden bir ağacın yerinden ayrılarak Peygamber’in huzuruna geldiği, sonra da yerine döndüğü rivayet edilir bk. İbn Mâce, “Fiten” 23; ayrıca bk. MÛCİZE.Kur’ân-ı Kerîm’de cennet tasvir edilirken ağaçlardan, bunların sarmaş dolaş dallarından, yeşilliğinden, meyve ve gölgesinden bahsedilmiş, çeşitli hadislerde de cennet ağaçlarının bazı özellikleri hakkında bilgiler verilmiştir bk. İbn Kesîr, II, 252-263. Yine bazı hadislerde müminlerin ruhlarının yeşil kuşlar görünümünde cennet ağacına tutundukları belirtilmiştir bk. Tirmizî, “Fezâilü’l-cihâd”, 13; İbn Mâce, “Cenâiz”, 4, “Zühd”, 32. Ancak bu tasvir, kıyametin vukuundan ve fiilen cennete girmeden önceki âhiret hayatına dair olmalıdır bk. CENNET.Kur’an’da ağaçlardan elde edilen ve insan hayatı için büyük önem taşıyan meyvelere de temas edilerek bunların, Allah’ın kullarına birer ikramı olduğuna dikkat çekilmektedir bk. M. F. Abdülbâkı, “fâkihe”, “fevâkih” Bunun gibi ağaçların sağladığı gölgenin de önemli bir nimet ve imkân olduğuna işaret edilmektedir bk. “fâkihe”, “fevâkih”, “zıl” Kerîm’de özel vasıflarıyla anılan, övgü veya yergi ile anlatılan belli ağaçlar da vardır. Tûrisînâ’da yetiştiği, zeytin ve zeytinyağı sağladığı bildirilen ağacın bk. el-Müminûn 23/20 zeytin ağacı olduğunda ittifak vardır. Tûr’da Hz. Mûsâ’ya nâzil olan vahiy bir ağaç vasıtasıyla, yani ağaçtan seslenilerek gelmiştir bk. el-Kasas 28/30. Tefsirlerde bunun ne tür bir ağaç olduğu konusu tartışılmış ve unnâb, semüre-mugaylân dikeni, sincan dikeni veya Mûsâ ağacı, ulleyk sarmaşık veya böğürtlen olabileceği ileri sürülmüştür bk. Elmalılı, V, 3730. Kur’an’da özellikle anılan ağaçlar şunlardırŞecer-i ahdar. “Yeşil ağaç” demek olup ilmi ve kudreti her şeye yeten Allah’ın bu ağaçtan ateş meydana getirdiği ve bunu insanların hizmetine verdiği belirtilir bk. Yâsîn 36/79-81; el-Vâkıa 56/71-73. Müfessirler, şecer-i ahdarın çölde yetişen ve birbirine sürtüldüğü takdirde yaşken bile ateş çıkardığı bilinen merh ve afar ağacı olabileceğini belirtmişlerdir. Bazı çağdaş müfessirler bu tür âyetlerde elektriğin icadına da bir işaretin bulunduğu görüşündedirler bk. Âlûsî, XXIII, 55-56; XXVII, 149-150; Elmalılı, VI, 4042; VII, 4718-4719. Şecer-i ahdarı mutlak mânada ağaç, ağaç fosillerinden oluşan kömür olarak anlamak da “Ebediyet ağacı” demektir. Kur’an’da, Âdem ile Havvâ’nın bu ağaca yaklaşmaktan menedildikleri bildirilmekte bk. el-Bakara 2/35; el-Arâf 7/19, ancak şeytanın, yasaklanan bu ağacı “ebedî hayat ve saltanatın kaynağı” şeklinde takdim ederek onların bu ilâhî yasağı çiğnemelerine sebep olduğu anlatılmaktadır bk. Tâhâ 20/120; krş. el-Arâf 7/20-22; ayrıca bk. ÂDEM. Âdem ve Havvâ’dan kendisine yaklaşmamaları istenen ve bazı âyetlerde sadece “şu ağaç” hëryàs^LA h%H, ibâresiyle geçen bu ağaç, dinî ve edebî literatürümüzde “şecere-i memnûa” olarak da melûne. Lânetlenmiş ağaçtan maksat zakkum*dur bk. Buhârî, “Tefsîr”, 17/9; mübâreke. “Allah göklerin ve yerin nurudur...” en-Nûr 24/35 meâliyle başlayan âyette geçen “mübârek ağaç” terkibi, aynı âyetin devamında zeytin diye açıklanmış ve bu özel zeytin ağacının ne doğuya ne de batıya nisbet edilemeyeceği, yağının yanmadığı halde bile çevresini aydınlattığı ifade edilmiştir. Bu ağacın elektriği temsil ettiğini söylemek mümkündür. Bundan başka söz konusu âyetteki “mübârek ağaç” tâbiriyle İslâm dini, nübüvvet müessesesi, Hz. İbrâhim gibi tarih boyunca insanlığın hidayete ulaşmasında büyük önem taşıyan müessese veya kişiler kastedilmiş olabilir bk. Elmalılı, V, 3522-3523; Ö. R. Doğrul, İTA, I, 119; H. B. Çantay, II, 634-635, ayrıca bk. NUR.Şeceretü’r-rıdvân. Hicretin altıncı yılında Hudeybiye Musâlahası’ndan önceki nazik ve tehlikeli devrede müslümanların Hz. Peygamber’e ettikleri biata beyatürrıdvân, gölgesinde bu biatın yapıldığı ağaca da Allah’ın hoşnutluğuna lâyık bir olayın hâtırasını taşıması dolayısıyla şeceretü’r-rıdvân hoşnutluk ağacı denilmiştir bk. el-Feth 48/18. Kaynaklar bu ağacın mugaylân türünden semüre ağacı olduğunu belirtmektedir. Beyatürrıdvân’da hazır bulunan Müseyyeb b. Hazn’ın ifadesine göre, biata iştirak eden sahâbîler bir yıl sonraki ziyaretleri sırasında yerini unuttukları için ağacı bulamamışlardır. Ancak müteakip yıllarda şeceretü’r-rıdvân veya onun yerine başka bir ağaç ziyaret edilerek altında namaz kılınmaya başlanmış, durumu öğrenen Halife Ömer, zamanla kutsallaştırılacağı kaygısıyla bu ağacı kestirmiştir bk. Buhârî, “Megazî”, 35; Ö. R. Doğrul, İTA, I, 120-121.Şecere-i tayyibe, şecere-i habîse. Kur’ân-ı Kerîm’de güzel söz kelime-i tayyibe iyi ağaca, kötü söz kelime-i habîse de kötü ağaca benzetilmiştir bk. İbrâhîm 14/24, 26. Bu âyetlerde “güzel söz” ve “kötü söz”den ne kastedildiği hakkında bilgi verilmemekle beraber iyi ve kötü ağaç tasvir edilmektedir. Buna göre iyi ağaç şecere-i tayyibe, kökü sağlam, göğe
Sami Pala “Yasin Sûresinde geçen yeşil ağaçtan ateşin çıkarılması ne demektir? Açıklar mısınız?” Yeşil ağaçlardan ateşin çıkması Allah’ın ölüden diriyi yaratan ve çürümüş kemiklere hayat veren bir kudrete sahip olduğunu gösteren her gün göregeldiğimiz delillerden sadece bir tanesidir. Müşriklerden Ubeyy ibn Halef bir gün, elinde çürümüş bir kemik parçasıyla Peygamber Efendimize asm doğru geliyor ve şöyle diyor “Ey Muhammed, şu kemik parçası çürüdükten sonra Allah’ın bunu yeniden dirilteceğini iddiâ ediyorsun, öyle mi?” Ardından azılı müşrik, o kemik parçasını elinde ufalayıp Peygamber Efendimize asm doğru küstahça üfleyerek savurdu. Peygamber Efendimiz asm “Evet, böyle söylüyorum. Allah onu da, seni de, sen böyle olduktan sonra yeniden diriltecek, sonra da seni cehenneme sokacak!” buyurdu. Yasin Sûresinin 77. âyetinden 83. âyetine kadar bu olay üzerine nazil oldu. Başlangıçta Ubeyy ibn-i Halef’e cevap niteliğinde inen bu âyetler, Allah’ın iradesini ve kudretini bütün insanlığa örneklerle anlattı. Söz konusu âyetler şöyledir “İnsan, kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmedi mi ki şimdi o, apaçık ve katı bir hasım kesiliyor? O, kendi yaratılışını unutarak bize güya temsil getirdi. Bu çürümüş kemikleri kim diriltecek?’ dedi. De ki Onları ilk defa yaratan kim ise, O diriltecek. O, her yaratmayı bilendir. O, yemyeşil ağaçtan sizin için bir ateş çıkarandır. İşte bakın siz ondan ateş yakıyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini de yaratmaya kadir değil mi? Şüphesiz öyledir; O, yaratandır, bilendir. O bir şeyi dilediği zaman, O’nun işi, ona yalnızca Ol’ demesidir; o da hemen oluverir. Her şeyin melekûtu içyüzü elinde bulunan Allah ne yücedir. Ve siz O’na döndürüleceksiniz.”1 Âyet-i Celîleler, Übeyy ibn-i Halef’in sözlerine cevap niteliğinde yeniden dirilişi ispat ediyor, inanmayanları her gün görüp yaşadıklarını gözlerine sokarak ikna ediyor. Öncelikle insanı ilk defa yaratanın kim olduğunu soruyor. İlk defa yaratanın ikinci defa yaratmaya da kadir olduğunu veciz biçimde hatırlatıyor. Âyetler, ardından günlük görüp yaşadıklarımızdan ahiretteki ikinci yaratılış için örnekler sunuyor. Bu örneklerden sadece bir tanesi yeşil ağaçtan çıkarılan ateştir. Yeşil ağaçtan ateşin çıkarılması, tefsirlerin geneline göre, Hicaz topraklarında bulunan Merh ve Afar adında iki ağaca işarettir. Bilindiği gibi, Merh ve Afar ağaçları çakmak gibidirler. Afar ağacından koparılan bir dal çakmak demiri gibi üstte tutulur; Merh ağacından koparılan bir dal da çakmak taşı gibi altta tutulur. Birbirine sürtülür ve böylece ateş elde edilir. Bediüzzaman Hazretleri bu mânâyı şöyle açıklıyor “Bedeviler için kibrit yerine ateş çıkaran meşhur ağacın, yeşil iken iki dalı birbirine sürüldüğü vakit ateşi yaratan ve rutubetiyle yeşil ve hararetiyle kuru gibi iki zıd tabiatı cem’edip, onu buna menşe etmekle herbir şey hattâ anasır-ı asliye ve tabâyi-i esasiye, onun emrine bakar, onun kuvvetiyle hareket eder, hiçbirisi başıboş olup tabiatıyla hareket etmediğini gösteren bir zâttan, topraktan yapılan ve sonra toprağa dönen insanı, topraktan yeniden çıkarması istib’âd edilmez. İsyan ile O’na meydan okunmaz.”2 Diğer yandan; unutmayalım ki, ağaçlar birer enerji deposu gibidirler. Jeolojik devirlerde toprak altında kalan ağaçların zamanla kömürleşerek dünya için yedek bir enerji kaynağı oluşturduğu bilinmektedir. Öte yandan yeşil ağaç yapraklarının yakıcı bir madde olan oksijen yaydığı ve yanma olayının ancak oksijenle gerçekleştiği de Nihayet bu âyet bütün yeşil ağaçlara işarettir ki, yeşil ağaçlar kuruyunca, sanki ateşin kaynağı oluyorlar. Yeryüzünün lâtif ateşi asırlardan beri karanlık odunlar üzerinde yanıp parlıyor. Kendisiyle ateş yakılan bu karanlık ve cansız odun parçaları ki, bir zamanların yeşil ve canlı ağaçları idi. Allah cc kış mevsiminde odun ve çalı yığını haline gelmiş kuru ağaçlara baharda nasıl hayat verip yeşertiyorsa, ardından ömrünü bitirince kuruyup dökülen ağaçlara nasıl lâtif ateşe kaynaklık vazifesi veriyorsa, çürümüş kemikleri de öylece hayat verip diriltecektir. Ağaç gibi kesif, sakil, karanlıklı bir maddeden ateş gibi lâtif, hafif ve nuranî bir maddeyi çıkaran Allah’ın, odun gibi kemiklere ateş gibi bir hayat ve nur gibi bir şuur vermesini akıldan uzak görmemeliyiz. Bu iş Allah’a zor Dipnotlar 1- Yasin Sûresi 77-83 2- Bediüzzaman, Sözler, s. 647 3- C. Yıldırım, İlmin Işığında Kur’ân Tefsiri; Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri; V. Zuhayli, Tefsirü’l-Münir; S. Kutup, Fi Zılal-il Kur’ân 4- Sözler, s. 647 Benzer konuda makaleler
merh ve afar ağaçları video