🐟 Divan Edebiyatı Nazim Şekilleri Tablosu

NazımŞekilleri ve Türleri. Katılımcılar. 13- Siyer ve Mevlid. Siyer (Türk Edebiyatı) 25036028 Karşılaştırmalı Osmanlı Türkçesi Metinler 25036030 Dinî Tasavvufî Mesneviler-II. İLH 336 Osmanlı Türkçesi Metin Okumaları. İLH 433 İleri Osmanlı Türkçesi. Türk İslam Edebiyatı. TheDivan has been worked on as a graduate thesis by previously separate persons and each section separately. In this study, ten different writing manuscripts were analyzed and a piece of critical text was created and the work was arranged as a single divanThus, both the new poems were reached and the divan was regarded as . a whole. Key Words DİVAN EDEBİYATI - . dİvan edebİyati Özellİklerİ ve kurallari dİvan edebİyati nazim Şekİllerİ dİvan NAZIM HİKMET RAN Divan Edebiyati Sairleri - Nesimi(?-1404). bagdat dogumlu olan nesimi 10 Sanatlara bolca yer verilmiş, sanat yapmak amaç durumuna gelmiştir. 11. Ulusal bir edebiyat olmayıp dinin etkisiyle şekillenmiştir. Arap ve İran edebiyatının etkisi çok fazladır. 12. Şiirde daha çok aşk, sevgili, içki, din ve kadercilik gibi konular işlenmiştir. 13. Nazım ön planda tutulmuş, nesre pek az yer verilmiştir. DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ VE TÜRLERİ. 13 Mart 2016 Pazar. Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türleri. HAZIRLAYAN : MUSTAFA ŞAHİN. Divan şiiri nazım şekil ve türleri -şarkı ve tuyuğ hariç- Arap ve Fars edebiyatlarından alınmıştır. Genellikle beyit ve dörtlük, nazım birimi olarak kullanılmıştır. DİVAN EDEBİYATI NAZIM DİVAN EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ, DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ KONU ANLATIMI, DİVAN EDEBİYATI NAZIM DERS NOTLARI, 1. Nazım Birimi Beyit Olanlar a) Gazel: Divan şiirinde aşk, kadın, şarap konularında yazılan lirik şiirlere gazel denir. Nazım birimi beyit, birim sayısı 5-15 arasındadır. Buna göre Divan edebiyatında nazın türleri şunlardır; 1- Tehvid 11- Mersiye 21- Kısas-ı Enbiya 31- Mahlasname. 2- Münacat 12- Nazire 22- Menakıbname 32- Dariye. 3- Naat 13- Tehzil 23 VBLeTG. DİVAN EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ Gazel Aşk şarap ve tabiat güzelliklerini terennüm eden gazel 5-15 beyitten meydana gelmiştir. Gazelin ilk beytine matla şiirin doğduğu, son beytine makta şiirin kesildiği denir. Makta beytinde gazelin kafiye ve ölçüsüne karar verilir. Makta beytinde şairin mahlası bulunur. En güzel beyit ise beytül-gazel adı ile anılır. Konu bütünlüğü olan gazele yek-ahenk, her beyti çok güzel olan gazele yek-avaz adı verilir. Divan şiirine en çok kullanılan nazım şekillerindendir. Bu sahada Fuzulî, Baki, Nedim gibi şairler mükemmel örnekler vermişlerdir. Gazelin kafiye düzeni aa, ba, ca, da, ea, fa şeklindedir Aruzun uzun kalıplarıyla yazılır, bu yönü itibariyle mesneviden ayrılır. Gazeli oluşturan mısraların ortasında iç kafiye varsa buna musammat gazel denir. “Kamu bimarına canan deva-yı derd eder ihsan ihsan Niçin kılmaz bana derman beni bimar sanmaz mı” Hasılım yok ser-i kuyunda beladan gayrı Garazım yok, reh-i aşkında fenadan gayrı. a a Matla beyti Ney-i bezm-i gamem ey ah ne bulsan yele ver Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı b a Hüsn-i matla Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk, Ki gözüm görmeye ol mehlikadan gayrı c a Yetti bîkesliğim ol gâyete kim çevremde Kimse yok çizgüne girdâb-ı belâdan gayrı d a Ne yanar kimse mana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı e a Beytül-gazel Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbıb ki bu seyl Komadı hiç imaret bu binâdan gayrı f a Hüsn-i makta Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı g a Makta beyti Kaside Herhangi bir konuyu veya kişiyi övmek maksadıyla yazılmış, aa, ba, ca, da, ea, fa kafiye düzeniyle süren 33-99 beyitli manzumelerdir. İlk beyte matla, son beyte makta, şairin mahlasının geçtiği beyte tac beyit en güzel beyte beytül-kasid denir. Kasidenin giriş kısmına teşbib veya nesib denir. Övgüye başlanan beyte girizgah, denir. Diğer bölümleri medhiye övgü, fahriye övünme ve duadır. Kasideler ya nesib veya teşbib bölümüne göre. bahariye, şitaiye, ramazaniye; redif veya kafiyesine göre Su kasidesi, kaside-yi raiyye, kaside-yi mimiyye vb. isimler alır. Konularına göre tevhid, münacat, nat, mersiye gibi adlar verilir. Baki, Fuzulî, Nefî bu sahada güzel örnekler vermiştir Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su a a Matla beyti Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su b a Zevk-i tîginden aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk Kim mürûr ilen bıragur rahneler dîvâre su c a Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün İhtiyât ilen içer her kimde olsa yare su d a Suya versin bâğbân gülzârı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün- tek verse min gülzâre su e a Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına Hâme-tek bahmakdan inse gözlerine kare su f a Ârızın yâdıyle nem-nâk olsa müjgânım nola Zâyi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su g a Gam günü etme dil-i bîmârdan tîgin dirîg Hayrdır vermek karanu gicede bîmâre su h a İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et Susuzam bir kez bu sahrâda menümçün are su i a Men lebin müştâkıyam, zühhâd kevser tâlibi Nitekim meste mey içmek hoş gelir, hüşyâre su j a Ravza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş-reftâre su k a Su yolun ol kûydan toprağ olup dutsam gerek Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su l a Dest-bûsı ârzûsiyle ger ölsem dostlar Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su m a İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile Gül budağının mizacına gire kurtara su n a Yümn-i natından güher olmuş Fuzûlî sözleri Ebr-i nîsandan dönen tek lülü-i şeh-vâra su o a Taç beyti Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam Çeşme-i vaslın vere men teşne-i dîdâra su p a Makta beyti Mesnevi Mesnevi, her beytinin mısraları kendi aralarında kafiyeli olan nazım şeklidir. Mesneviler hikâye, tarihî, dinî,tasavvufî, ahlâkî vb. konularda yazılmış olan uzun manzumelerdir. Aruzun kısa kalıplarıyla yazılır. Kafiye bulma kolaylığı sayesinde oldukça uzun yazılanları vardır 12000 beyit. Beş mesnevisi olan şaire hamse sahibi denir. Gazele göre edebî sanatlar azdır. Bir eşek var idi zaîf ü nizâr Yük elinden katı şikeste vü zâr a a Matla beyti Gâh odunda vü gâh suda idi Dün ü gün kahr ile kısuda idi b b Ol kadar çeker idi yükler ağır Ki teninde tü komamışdı yağır c c Nice tü, kalmamışdı et ü deri Yükler altında kana batdı deri d d Arkasından alınsa pâlânı Sanki it artığıydı kalanı e e Bir gün ıssı ider himâyet ana Yani kim gösterir inâyet ana f f Aldı pâlânını vü saldı ota Otlayarak biraz yürüdü öte g g Gördü otlakda yürür öküzler Odlu gözler ü gerlü göğüzler h h Boynuzı bazısının ay bigi Kiminün halka halka yay bigi i i Şarkı Divan şiirine Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir. Şarkıda ilk bendin dördüncü mısraı bütün bentlerde tekrarlanmaktadır. Nazım birimi, kafiye şeması bakımından koşmaya benzer. Ölçü, beste, dil ve anlatım yönünden koşmadan ayrılır. Buna nakarat denir. Şarkılar bestelenmek Yine oldum esîri âh bir şûh-ı sitemkârın Ki dilber sevmemiş, bilmez belâsın âşık-ı zârın Ne kâfirliklerin gördüm ben ol zülf-i siyehkârın, O ebrûnun, o zâlim gamzenin ol çeşm-i mekkârın a a a O tıfl-ı nâzı gördüm rûyine hurşîd eser etmiş Haberdâr olmamıştım, sonra bildim neylemiş netmiş Meğer zâlim kaçıp tenhâca Sadâbâda dek gitmiş Temâşâ eylemiş âlâyını şevketlü hünkârın b b b a Gezermiş kasrın etrâfında yer yer tâze meh-rûlar Mükehhal gözlü, şîrîn sözlü, Leylî yüzlü âhûlar Hemân alkış sadâsın andırırmış çağlayan sular, Ederlermiş duâsın pâdişâh-ı madelet-kârın c c c a Güzelsin, bî-bedelsin, şûhsun, âlüftesin cânâ! Söz olmaz hüsnüne, gelmez nazîrin âleme hakkâ! Senin her cevrine bin cân ile sabreylerim ammâ, Beni pek öldürür ey bî-vefâ ellerle bâzârın d d d a Kaside Daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan şiirlerdir Kaside şairlerine kaside-gü kaside söyleyen, kaside-sera ya da kaside-perdaz kaside yazan denir. Kaside 6 bölümden oluşur Birinci bölüm 15-20 beyitliktir. Bu ilk bölüme, aşıkane duygular yer alıyorsa "nesib", bahar, tabiat, bayram gibi konulara değiniliyorsa "teşbib" adı verilir. İkinci bölüm girizgah ya da girizdir. Genellikle tek beyitten oluşur ve burada şair medhiyeye övgüye geçeceğini bildirir. Girizgah konuya uygun ve nükteli olmalıdır. Üçüncü bölüm medhiyedir. Bu bölümde asıl konu anlatılır. Beyit sayısı konuya ve şaire göre değişen medhiye bölümü kasidenin en sanatlı beyitlerini içerir. Kasidenin dördüncü bölümü tegazzüldür. Tegazzül, 5-12 beyit arasında değişir Kasidenin başında ya da sonunda yer alabilir. Bu bölüm her kasidede bulunmayabilir. Beşinci bölüm fahriyedir. Şair bu bölümde de kendisini över Kasidenin son bölümü duadır. Bu bölümde önceki beyitlerde övgüsü yapılan kişi için dua edilir Kasideler, nesib bölümünde ele alınan konuya göre göre kaside-i bahariyye, kaside-i ramazaniyye, kaside-i hammamiyye olarak adlandırılır. Uyaklarına göre r harfi ile bitiyorsa kaside-i raiyye, l harfiyle bitiyorsa kaside-i lamiyye, m harfiyle bitiyorsa kaside-i mimiyye diye anlandırılır. Rediflerine göre de, tevhid, münacaat, methiye diye bölümlenir. Kasidenin en güzel beyiti "beyt-ül kaside"dir. Şairin adının geçtiği beyite ise "tac beyit" denir. Gazel Divan edebiyatının en yaygın kullanılan nazım biçimidir. Önceleri Arap edebiyatında kasidenin tegaüzzül adı verilen bir bölümü iken sonra ayrı bir biçim halinde gelişmiştir. Gazelin beyit sayısı 5-15 arasında değişir. Daha fazla beyitten olaşan gazellere müyezzel ya da mutavvel gazel denilir. Gazelin ilk beyti "matla", son beyti ise "makta" adını alır. Matla beytinin dizeleri kendi aralarında uyaklıdır musarra. Sonraki beyitlerin ilk dizeleri serbest ikinci dizeleri ilk beyitle uyaklı olur. Birden fazla mussarra beytin bulunduğu gazel "zü'l-metali", her beyti musarra olan gazel ise "müselsel" gazel adıyla bilinir. İlk beyitten sonraki beyte "hüsn-i matla" ilk beyitten güzel olması gerekir, son beyitten öncekine "hüsn-i makta" son beyitten güzel olmalı gerekir denir. Gazelin en güzel beyti ise "beytü'l-gazel" ya da "şah beyit" adıyla anılır bunun yeri ya da sırası önemli değildir. Bazı gazellerin matlasını oluşturan dizelerden birinci ya da ikincisinin matkasının ikinci dizesi olarak yenilenmesine "redd'i-matla" denir. Şair mahlasını şairin takma adı, ya da tanındığı ad maktada ya da "hüsn-i" maktada söyler. Bu durumda beyit ikinci bir adla "mahlas beyti" ya da "mahlashane" olarak anılır. Şairin mahlasını tevriyeli kullanmasına "hüsn-i tahallüs" denir. Dize ortalarında uyak bulunan gazele musammat, sonu getirilmemiş ya da beyit sayısı 5’in altında bulunan gazellere de natamam gazel denir. Başka şairlerin birkaç dize ekleyerek bend biçimine dönüştürdüğü gazellere "tahmis", "terbi" adı verilir. Bütün beyitlerinde aynı düşüncenin ele alındığı gazeller "yekahenk gazel", her beyti öncekinden ustalıklı biçimde söylenmiş gazeller de "yekavaz gazel" olarak adlandırılır. Gazeller konularına göre de çeşitli isimlerle tanımlanır aşka ilişkin acı mutluluk gibi içli duyguların dile getirildiği gazeller "aşıkane içki, yaşama boş verme, yaşamdan zevk alma gibi konularda yazılanlara "rindane" denir. Aşıkane gazellere en iyi örnek Fuzuli’nin gazelleri, rindane gazellere en iyi örnek ise Baki’nin gazelleridir. Kadınları ve ten zevklerini konu edinen gazeller ise, örneğin Nedim’in gazelleri, "şuhane", öğretici nitelikli gazellere, örneğin Nabi’nin gazelleri, "hakimane gazel" denir. Gazeller eskiden bestelenerek okunurdu. Özelikle bestelenmek için yazılmış gazeller de vardır Gazelleri makamla okuyan kişilere "gazelhan gazel yazan usta şairlere ise "gazelsera" adı verilir. Gazel Türk müziğinde ise şiirin bir hanende tarafından doğaçtan seslendirilmesidir. Sesle taksim olarak da bilinir. tfrRubai Kendine özgü bir ölçüsü olan 4 dizelik mısralık nazım birimidir. Rubailerde birinci, ikinci, dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır. Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere "rubai-i musarra" ya da "terane" adı verilir. Rubainin aruzun hezec bahrinden 24 kalıbı bulunur. Bunlardan mef'ulü birimiyle başlayan 12 kalıba "ahreb", mef'ulün birimiyle başlayan öbür 12 kalıba da "ahrem" denir. Kalıpların sonu "faül" ya da "fa" birimiyle biter. Rubainin her dizesi ayrı bir ölçüde olabildiği gibi, dört dizesi de aynı ölçüde olabilir. Türk divan şiirinde daha çok ahreb kalıbına rastlanır. Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. Ve divan şairlerinin divanlarının sonunda rubaiyyat başlığı altında sıralanırlar. Bu türün tartışmasız en büyük şairi Ömer Hayyam’dır. Türk edebiyatında Mevlana’nın Farsça yazdığı felsefi rubiler bu türün hızla yayılmasına neden oldu. Kara Fazli, Fuzuli 16. yüzyılda bu türün en usta örneklerini verdiler. Divan edebiyatında 17. yüzyıl rubainin altın çağı oldu. Azamizade Haleti, yazdığı bin kadar rubai ile en büyük Osmanlı rubai şairi olarak döneminin en büyük rubai ustası ise Yahya Kemal Beyatlı’dır. Musammat Bendlerden kurulu nazım biçimlerine murabba, muhammes, müseddes, müsebba, müsemmem, mütessa, muaşşer, terbi, tahmis, taşdir, tesdis, tesbi, tesmin, tes-i, taşir, terkib-i bend ve terci-i bend verilen genel addır. İlk bende geçen dize ya da beyitlerin, öbür bendlerin sonunda aynen yinelenmesiyle düzenlenen musammatlara mütekerrir musammat denir. İlk benddeki dize ya da beyitlerin, öbür öbür bendlerin sonundaki dize ve beyitlerle yalnızca uyak bakımından uyuşması durumunda musammat müzdevic musammat adını alır. Terci-i bend / terkib-i bend Uyakları gazel biçiminde düzenlenmiş "hane" adı verilen 5-10 beyitlik şiir parçalarının genellikle 5-12 hane "vasıta" denen ve sürekli yinelenen bir beyit ile birbirine bağlanmasından oluşan nazım biçimidir. Vasıta beyitinin her hanenin sonunda değişmesi durumunda şiir terkib-i bend olur. Müsemmem Sekiz dizeden oluşan bendler halinde yazılmış musammatlardır. Tuyuğ Halk edebiyatındaki mani türüne benzer tarzda yazılmış musammatlardır. Çoğunlukla her beytinin birinci ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklıdır. Tahmis Bir gazelin her iki dizesinin başına aynı ölçüde üç dize ekleyerek oluşturulan nazım biçimidir. Tahmis genellikle başka bir şairin gazeline yapılırsa da, kendi gazellerinden tahmis oluşturan şairler de vardır. Başarılı bir tahmis'te asıl beyit ile eklenen dizeler anlam bakımından kaynaşmış olmalıdır. Tardiye Beş dizelik bentlerden oluşan musammat türüdür. Taşdir Kaside, gazel, mesnevi gibi şiirlerin girişine konulan tanıtma dizeleri taşdir adıyla tanımlanır. Tesdis İkili dizelerler yazılmış bir gazelin her beytine dört dize daha ekleyerek altılı beyitler haline getirilmiş gazel türüdür. Tahmis türünde olduğu gibi genellikle eksik gazellere uygulanır. Tesbi İkili dizelerler yazılmış bir gazelin her beytinin matlasına 5 dize daha eklenerek yedili beyitler haline getirilmiş gazel türüdür. Tahmis ve tesdis türünde olduğu gibi genellikle eksik gazellere uygulanır. Eklenen dizelerin kafiyesi, mevcut dizelerle aynıdır. Taşir İkili dizelerler yazılmış bir gazelin her beytine 8 dize daha ekleyerek 10'lu beyitler haline getirilmiş gazel türüdür. Tahmis ve tesdis türlerinde olduğu gibi genellikle eksik gazellere uygulanır. Tezmin İkili dizelerler yazılmış bir gazelin her beytine 6 dize daha ekleyerek 8’li beyitler haline getirilmesidir. Tahmis ve tesdis türlerinde olduğu gibi genellikle eksik gazellere uygulanır. Muaşşer Aynı ölçüde onar dizelik bendlerden oluşan nazım biçimidir. İl bendin on dizesi birbirleriyle, sonraki bendlerin ise ilk iki dizesi ilk bend ile uyaklıdır. İlk beytin son bendinin her bendin sonunda aynen yinelendiği muaşşerlere "mütekerrir muaşşer" denir. Bendlerin son beytinin ilk bendin uyağına uygun olarak her bendde değişmesiyle yazılan muaşşerler ise "müzdeviç muaşşer" adıyla tanımlanır. Muhammes Aynı ölçüdeki beşer dizelik bendlerden oluşa nazım biçimi. İlk bendin 5 dizesi birbirleriyle, sonraki bendlerin son bir ya da iki dizesi ilk bend ile uyaklıdır. Son bir ya da iki dize, her bendin sonunda aynen tekrarlanıyorsa bu muhammese "mütekerrir muhammes", bu dizelerin ilk bend ile yalnızca uyak yönünden uyuştuğu muhammeslere ise "müzdeviç muhammes" adı verilir. Bend sayısı 4-8 arasında değişir. Muhammeslerde çoğunlukla felsefi düşünceler, tasavvuf konuları ele alınır. Murabba Aynı ölçüde dörder dizelik bendlerden oluşan nazım biçimidir. Murabbalarda ilk bendin dört dizesi birbirleriyle, sonraki bendlerin son dizesi ilk bendle uyaklıdır. Son dizenin her bendin sonunda aynen yinelendiği murabbalara "mütekerrir murabba" denir. Her bendin son dizesi ilk bendle yalnızca uyak açısından benzeşiyorsa murabba "müzdeviç murabba" diye tanımlanır. Murabbaların uzunlukları 4-8 bend arasında değişir. Konuları çoğunlukla dinsel ve didaktiktir. Övgü, yergi, manzum, mektup, mersiye gibi türlerde yazılmışlardır. Müseddes Aynı ölçüde altışar dizelik bendlerden oluşan nazım biçimidir. İlk bendin bütün dizeleri birbirleriyle, sonraki bendlerin bir ya da iki dizesi ilk bend ile uyaklıdır. İlk bendin son ya da son iki dizesi her bendin sonunda yinelenirse "mütekerrir müseddes", sonraki bendler ile ilk bend yalnızca uyak yönünden benziyorsa "müzdeviç müseddes" adını alır. Müseddeslerin uzunluğu 5-8 bend arasında değişir. Konuları tasavvuf ve felsefedir. Müstezat Bir gazelin her dizesine bir kıza dize ekleyerek oluşturulan şiir biçimidir. Çoğunlukla aruzun "mef’ulü/ mefailü/ mefailü/ feulün kalıbı kullanılarak yazılırlar. Her dizeden sonra bu kalıbın ilk ve son birimleri olan mef’ulü/ feulün kalıbına uygun bir kısa dize söylenir. Eklenen bu kısa dizeye ziyade denir. Ziyadeler dizeden sayılmadığı için iki uzun iki kısa dizeden oluşan 4 dize bir beyit sayılır. Kısa dizeler okunsa da okunmasa da beytin anlamı bir bütün oluşturur. Ziyadesi bir satırdan fazla olan müstezatlar da vardır. Tez ziyadeli müstezatlara "sade" çitf ziyadeli olanlara ise "çift" adı verilir. Şarkı Divan şiirinde bestelenmeye uygun ölçü kalıpları ile yazılan ve çoğunlukla 4 dizelik bendlerden oluşan nazım biçimidir. Dörtlüklerden kurulan musammat da denebilir. Murabbaya benzer. 5 ya da 6 dizelik bendlerden de oluşabilir. Üçüncü dizeye meyan adı verilir. Ve bu dizenin anlam bakımından daha özlü olmasına dikkat edilir. Dördüncü dizeye ise nakarat denir. Aşk, sevgili, ayrılık, içki, eğlence gibi konularda yazılır. Divan edebiyatının ilk şarkı yazarı Naili-i Kadîm’dir. 28 şarkısıyla Nedim de bu türün en güzel örneklerini vermiştir Geçer fürkat zamanı böyle kalmaz Sağ olsun sevdüğüm Mevlâ kerîmdir Onulmaz yâreler bitmez iş olmaz Sağ olsun sevdüğüm Mevlâ kerîmdür Olursa Hazret-i Hakdan inâyet Gül-i sad-berg olur her dag-ı hasret Gider fürkat gelür eyyâm-ı vuslat Sağ olsun sevdüğüm Mevlâ kerîmdür Olursa mevc-i gam her bâr hâ’il Olur şâhid hüveydâ kâm hâsıl Çıkar bir gün kenâra zevrak-ı dil Sağ olsun sevdüğüm Mevlâ kerîmdür Tek ü tenha belâ deştinde her dem Ne hem-râh isterüm ne yar-ı hem-dem Bulur bir gün nihayet menzil-i gam Sağ olsun sevdüğüm Mevlâ kerîmdür Nâilî-i Kâdîm KONULAR Divan şiiri konu bakımından çok çeşitlidir. Genel tanımdan da anlaşılacağı gibi öncelikle dün dışı ve dini şiir olmak üzere ikiye ayrılır. Din dışı şiirde başlıca türler şöyle sıralanabilir Bahariye, cemreviye, dariye, fahriye, iydiye, medhiye, mersiye, gazavatname, sakiname, hamamname, sahilname, kıyafetname, surname, lugaz, muamma, hicviye, hezliyat, tarih düşürme ve şehrengiz. Dini-tasavvuf şiirinin türleri de şöyledir Tevhid, münacat, na't, maktel-i Hüseyin, miraciye, hilye, mevlid, kırk hadis, menkıbname. Din dışı düzyazı türleri Tezkire, tarih, seyahatname, siyasetname, münşeat, sefaretname dini-tasavvufi düz yazı türleri Evliya tezkiresi, kısas-ı enbiya, siyer Divan hikayelerinde hem şiir hem düzyazı örnekleri kullanılır. Hikayeler dinsel ve destansaldır. Çift ya da tek kahramanlı aşk hikayeleri ve temsili hikayeler de çokça yazılmıştır. DİN DIŞI ŞİİR Bahariye Baharın gelişini, doğadaki değişimleri, çiçeklerin açmasını, kelebeklerin uçmasını konu edinen kasidelerdir. Dönemlerindeki büyük kişilere sunulup ödüllendirilmek için yazılırlar. Hemen her divanda bir bahariye bulunması geleneği vardır. Hemen her divan şairinin de bir bahariyesi bulunur. Cemreviye Divan şairlerinin cemre düşmesi nedeniyle dönemlerindeki büyük kişilere sunmak için kaleme aldıkları kaside türüdür. Örneklerine az rastlanır. Cemrenin bahar müjdecisi olması nedeniyle bir bahariye niteliği de taşır. Cemreviyelere genellikle teşbib ile başlanır. Kasidenin diğer bölümlerinde bir değişiklik yapılmaz. Fahriye Divan şairlerinin kendilerini ya da bir başka şair ya da kişiyi övdükleri şiirlerdir. Genellikle kaside türünde yazılırlar. Fahriye aynı zamanda kasidelerde şairlerin kendileriini övdükleri beyitlerin bulunduğu beşinci bölüme verilen isimdir. Mersiye Bir ölünün ardından duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak, ölen kişiyi övmek amacıyla kalema alınan düzyazı ya da şiirdir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Lirik bir anlatımın egemen olduğu manzum mersiyeler genellikle terkib-i bend biçiminde yazılır. Ayrıca kaside ve terci-i bend biçiminde yazılmış manzum mersiyeler de vardır. Yahya Bey, Sami Fününi, Rahmi, Fazli, Nisayi, Müdami’nin, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa için yazdıkları mersiyeler gibi. Ayrıca savaşlarda kaybedilen yerler için yazılan mersiyelere "vatan mersiyesi" denir. Hayvanların ölümü için yazılmış mersiyeler de vardır. Medhiye Bir kimseyi övmek için genellikle kaside biçiminde yazılan şiir ya da düzyazıdır. Az olmakla birlikte gazel, mesnevi, musammad gibi nazım biçimlerinde mediyeler de vardır. Padişah, vezir, şeyhülislam gibi devlet ileri gelenleri ya da halifelerle, başka din ve tarikat büyükleri için yazılmışlardır. Bu türün en güzel örneğini Nef’i vermiştir. Gazavatname Gazaname olarak da bilinir. Ordunun akınlarını, savaşları, kahramanlıkları, zaferleri anlatılan düz yazı ya da şiir biçimindeki edebi türdür. Arap edebiyatında "magazi" diye bilinir. Türk edebiyatında ilk gazavatname örnekleri 15. yüzyılda yazılmaya başlanmıştır. Kaşifi’nin Gazaname-i Rum’u bu türün örnekleri arasındadır. Sahilname Divan şairlerinin İstanbul kıyıları ile buralardaki yerleşim yerlerini, yaşayış biçimlerini anlattıkları şiirlerinin genel adıdır. Örneklerine az rastlanır. Genellikle mesnevi biçiminde yazılmışlardır. Sâkiname Divan edebiyatında gerçek ya da mecaz anlamıyla içki ve içki alemlerinin övülerek anlatıldığı şiir türü. Mesnevilerin bölüm sonlarında bazen sakiname başlığıyla iki beyitlik küçük parçalar olarak yer alır. Türk edebiyatında 17. yüzyılda büyük gelişme gösteren sakinamelerin ilk örneğini İşretname adlı yapıtıyla Revani vermiştir. Kıyafetname İnsanların fiziksel görünümlerini esas alarak karakterlerini açıklamaya çalışan eselerdir. Bu türün kıyafet Bilimiyle uğraşanlarına "kayif" ya da "kıyafetşinas" adı verilir. Divan edebiyatında kıyafetnamenin ilk örneği Hamdullah Hamdi’nin ünlü Kıyafetname adlı eseridir. Bu eserde renk, boy, yanak, saç, çene, sakal, parmak gibi 26 başlık altında karakter tahlilleri yer alır. Nesimi’nin Kıyafet-ül Firase’si de önemli bir örnektir. Surname Şehzadelerin sünnet, kadın sultanların evlenmeleri nedeniyle yazılan şiir ya da düzyazı biçimindeki eserlerdir. Yazıldıkları dönemin toplumsal yaşamına ilişkin bilgiler de verdikleri için tarihi bir özellik taşırlar. Genellikle mesnevi ya da kaside türündedirler. Figani’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın oğullarının sünnetini anlattığı Suriyye Kasidesi türün en iyi örneğidir. Hamamname Hamamları, hamam eğlence ve sohbetlerini, hamamdaki güzelleri betimlemek için yazılan kaside, gazel, mesnevi gibi nazım eserlerdir. Divan edebiyatına ilk kez Deli Birader lakabıyla tanınan Gazali’nin Beşiktaş’taki bir hamamı anlatan şiiri ile girmiştir. Şehrengiz Bir kenti ve o kentin güzelliklerini anlatan eserlerdir. Daha çok klasik mesnevi biçiminde kaleme alınan bu yapıtlar tevhid, münacaat, na't gibi bölümlerle başlar. Daha sonra kentle ilgili bilgiler verilir ve kente övgü düzülür. Bazen bahar ve doğa betimlemeleri yapıldıktan sonra kentin güzellikleriyle ilgili beyitlere geçilir. Divan edebiyatında ilk şehrengizi yazan Priştineli Mesihi’dir. Hicviye Bir kişiyi, kurumu, toplumsal olayı, geleneği yeren söz, düzyazı ya da şiir türüne verilen addır. Hicviye, gazel, kaside, murabba, muhammes gibi nazım biçimleriyle yazılmıştır. Divan edebiyatında en önemli hicviyelerden biri Nef’i’nin Siham-ı Kaza’sıdır. Örnek KITA Şimdi hayl-i suhan-verân içre Nef’î mânendi var mı bir şair Sözleri Seba-i Muallâka’dır İmrülkays kendidir kâfir Şeyhüslam Yahyâ Şair, "şairler içinde Nef’î'nin bir eşi yoktur. Onun şiirleri Kabe’nin duvarlarına asılan şiirler gibi güzeldir ve sanki o kafir, İmrülkays’ın ta kendisidir" diyor. Kafir aynı zamanda beğenmeyi ifade eder. Şeyhülislam Yahya, Nef’î’yi över gibi görünüyor ama "Seba-i Muallâka" Kabe henüz putperestlerin elinde iken oraya asılan şiirlerdir. İmrülkays ise şiirleri Kabe’de asılı ve müslüman olmayan bir şair. Sonuçta Şeyhülislam Yahya, Nef’î’yi "kafirlikle" suçluyor. KITA Bize kâfir demiş mütfî efendi Tutalım ben anca diyem Müselmân Varılınca yarın Rûz-i Cezâya İkimiz de çıkarız anda yalan Nef’î Nef’i de bu kıtayla Şeyhülislam Yahyâ’ya yanıt veriyor. "Müftü efendi bana kafir demiş. Tutalım ben de ona Müslüman diyeyim. Ama yarın Rûz-i Ceza’da ikimiz de yalancı çıkarız. Çünkü kafir olan kendisidir." Hezliyat Alaylı bir dille kaleme alınmış nazım türüdür. Kaba şakalara, taşlamalara ve sövgülere yer verilir. Hezeliyat olarak da bilinir. Hezliyatta zarif bir nükte ya da güzel bir manzum bulunur. Konu şakayla karışık alaylı bir dille anlatılır. Nev’izade Atai’nin Bahayi-i Küfri eseri bu türün örneğidir. Bayburtlu Zihni’de hezliyatın usta şairlerindendir. Tarih düşürme Önem verilen bir olayın, yılını göstermek üzere ebced hesabıyla bir cümle, biz dize ya da beyit söyleme sanatıdır. Tarih dizesinin bütün harfleri hesaplanarak söylenenlere tarih-i tam, yalnız noktalı harfler hesaplanacaksa tarih-i mücevher, yalnız noktasız harfler esas alınacaksa tarih-i mühmel denir. Bazen dizedeki harflerin sayı değerlerinin toplamı tarihi tam olarak göstermez. Bu tür tarihlere de tamiyeli tarih denir. Muamma Belli kurallara göre düzenlenip çözülebilen ve yanıtı tanrının sıfatlarından biri ya da bir insan adı olan manzum bilmecedir. Muamma beyit, kıta gibi küçük nazım biçimleriyle yazılır. Ama mesnevi parçalarıyla yazılmış muammalara da rastlanır. Ali Şir Nevai, Fuzuli, Nebi, Kınalızade Ali Efendi, Sümbülzade Vehbi ve Fitnat Hanım’ın yazdığı çok sayıda muamma vardır. Edirneli Emri Çelebi ise 600'den fazla muammasıyla bu alanın en ünlü şairidir. Örnek Bende yok sabr ü sükûn sende vefâdan zerre İki yoktan na çıkar fikr idelim bir kerre Nâbî Bu beyitte yok anlamına gelen iki edat var. Bunlar "nâ" ve "bî". Bu edatlar bize beyitteki ismi veriyor. Yani Nâbî. Lugaz Herhangi bir nesnenin ya da varlığın özellikleri anlatılarak yazılan manzum bilmecedir. Muamma ile birlikte çok kullanılan bir söz oyunudur. Muamma’dan farkı konusunun daha geniş olmasıdır. Çoğunlukla soru biçiminde düzenlenir. En önemli özelliği içinde çözüme ilişkin ipuçlarının bulunmasıdır. Daha sonra aruz ölçüsüyle yazılıp divanların son bölümlerine konulmaya başlanmıştır. Eğlendirici ve öğretici olanların yanısıra öğretici ve dinsel lugazlar da vardır. Lugazlar yazarlarının imzasını taşıdığından halk edebiyatındaki bilmeceden ayrılır. Bütün lugazlar, "Bir acayip nesne gördüm", "Ol nedir kimdir" ya da "Nedir ol kim" gibi kalıplaşmış sözlerle başlar. Örnek Nedir kim ol iki yüzlü münâfık Nümâyan çihresinde levn-i âşık Gezer dünyayı hem bî-dest ü pâdır Mukim-i hâne-i ehl-i gınâdır Teâl-Allah nedir anda bu kudret Yemez içmez virir dünyaya nî’met Gehi Müslim kıyâfetle be-didâr Gehi şekl-i firengide nümûdâr Kırılsa pâre pâre olsa amma Zarar gelmez ana bir türlü kat’â Yatar zir-i zemînde hâke yek-sân Semâda adıdır mihr-i dirahşân Eğer kim olmasaydı kalbi fasîd Cihânda olmaz idi kadri kâsid Yeter vasf eyledin ol bî-vefâyı Yanından gitmese virmez safâyı Sünbülzade Vehbî Dariye Divan şiirinde ev ile ilgili kasidelere dariye adı verilir. Divan şairlerinin caize armağan alma amacıyla ortaya çıkan fırsatçılıkları sonucu gelişmiş bir türdür. Bazıları gazel tarzında da yazılmıştır. Yeni yaptırılan köşk, saray, yalı benzeri binalar için yazılırdı. Şair eserden çok az bahseder hemen yaptıranı övmeye geçerdi. Binalar için hazırlanan kitabeler de bir tür dariye sayılır. Rahşiye Atlar için yazılmış kaside. Nesib bölümünde atlar övülür. Nef’î’nin IV. Murad’ın atlarını övdüğü rahşiyesi meşhurdur Bâreka’llâh zih’i rahş-i humâyun-sîmâ Ki komuş nâmını sultân-ı cihan bâd-ı sabâ Ne sabâ sâika dersem yaraşır sür’atte Ki seğirdikten ana sâyesi ile pâ-der-pâ Bırakır anı dahi sâyesi gibi yolda Olsa ger şâtır-ı endişe ile pâ-der-pa Düşmeden sayesi hak üzre eder âlemi Sehv ile rakibi göserse ihâna irhâ Kuş yetişmez der idim olmasa tayyâr eğer Eremez gerdine zîrâ ki ne sarsar ne sabâ Nef'î DİNİ ŞİİR Tevhid Tanrının birliğini ve ululuğunu anlatan şiirlere tevhid denir. Genellikle kaside biçiminde yazılırlar. Tevhidde tanrının büyüklüğü, sıfatları, kudretinin sonsuzluğu, tasvir ve hayal edilebilen şeylerden soyutlanması, hiçbir şeyin ona eş ve benzer olamayışı, bütün kudret ve ilimlerin ona ait oluşu gibi özellikler sanatlı bir üslupla anlatılır. Tanrı karşısında kulun acizliği vurgulanır. En ünlü tevhid manzumesini Nabi yazmıştır. Münacat Konusu tanrıya yakarış olan şiir. Genellikle kaside, ender olarak da gazel, kıta, mesnevi biçiminde yazılmıştır. Türk edebiyatına 13. yüzyıldan sonra girdi. Divan şairlerinin genellikle divanlarının başına koydukları münacatların temel konusu, zayıf ve çaresiz durumdaki insanın yüce ve güçlü tanrıya yalvarıp ondan yardım istemesidir. Hazreti Muhammed’i övmek amacıyla yazılmış şiirlerdir. Hazreti Muhammed’in çeşitli özellikleriyle mucizelerinin dile getirildiği bu şiirler daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. Na’t’lara divanların başında tevhid ve münacaatlardan sonra yer verilmiştir. Na’t yazmakla ünlü kişilere na’t-gü, özel dinsel törenlerde na’t okuyanlara ise na’t-han denir. Fuzuli’nin Su Kasidesi divan edebiyatının en tanınmış na’t ıdır Türk tasavvuf müziğindeki bir form da bu adla bilinir. Maktel-i Hüseyin Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişini konu alan ve acıklı bir üslupla yazılan eserlerin tümüne verilen isimdir. Daha çok Şii yazarlar tarafından kaleme alınmıştır. Lirik-didaktik bir üslupla ve yalın bir dil kullanılarak yazılmışlardır. Türk edebiyatındaki en en önemli Maktel-i Hüseyin, Fuzuli’nin yazdığı Hadikatü’s-Süeda adlı eserdir. Miraciye Hazreti Muhammed’in göğe yükselişini konu alan edebi yapıtlardır. Tek başına bir kitabın konusunu oluşturabildiği gibi, eserler içinde bölümler halinde de yer alır. Genellikle kaside ve mesnevi şeklinde yazılmıştır. Miraciyelerde coşkulu bir söyleyiş, didaktik özellikler ve sanatlı bir üslup egemendir. Cumhuriyet döneminde Abdullah Azmi Yaman’ın yazdığı Miraciye bu türe örnektir. Hilye Hazreti Muhammed’in fiziksel ve kişisel özellikleriyle örnek davranışlarını konu alan eserlere "hilye" denir. Zamanla hilye'nin kapsamı genişlemiş halifeler için de hilyeler yazılmıştır. Divan edebiyatında bu türün ilk örneği Hakani’nin Hilye-i Hakani’sidir. Zamanla hilyelerin levhalara hattatlar tarafından yazılması geleneği de ortaya çıkmıştır. Mevlid Hazreti Muhammed’in doğumunu ve kısaca yaşamını övgüyle anlatan yapıtlardır. Dinsel Türk müziğinin doğaçlama türlerinden biri de bu isimle bilinir. Mevlidler çoğu zaman mesnevi biçiminde düzenlenmiş, halkın anlayabileceği yalın il dille yazılmıştır. İlk özgün mevlid Ebu’l-Cevzi tarafından yazılmıştır. İlk Türkçe mevlid ise Süleyman Çelebi’nin eseri olan Vesiletü’n-Necat’tır. Kırk hadis Belli bir konu çerçevesinde toplanmış 40 hadisten oluşan yapıtlara verilen isimdir. Hadis-i erbain ya da erbaun olarak da bilinir. Hadislerin belli başlı konuları Kur’an’ın erdemleri, İslamın şartları, Hazreti Muhammed ve sahabesi, zikir, dua, salat ve selam, ziyaret, bilim ve bilgin, siyaset, hukuk, toplumsal, ahlaki yaşam ve tıptır. Divan edebiyatında hat kaygısıyla yazılmışlardır. Menkıbname Ya da menakıbname olarak adlandırılır. Kahramanların, din büyüklerinin, tarikat kurucularının, ermişlerin olağanüstü yaşamlarını ve kerametlerini anlatan yapıtlardır. Türk edebiyatında 100’ü aşkın menkıbname yazılmıştır. Bu yapıtlar içerik yönünden ya bir tarikatla ilgilidir, örneğin Sakıb Bey’le Mustafa Dede’nin Sefine-i Nefise adlı eseri gibi. Ya da bir ermişi konu edinir, örneğin Müstakimzade Süleyman Saddedin’in Menkıb-ı İmam-ı Azam’ı gibi. Kıssa Öğüt verici ve öğretici öykü, fıkra, masal, menkıbe türü eserlere kıssa adı verilir. Çoğul söylenişi kısas’tır. Kıssa anlatanlara kıssa-han ya da kıssa-gü denir. En yaygın örnekleri peygamberlerle ilgili kıssaları anlatan kitaplardır. Divan edebiyatında Ahmed Cevdet Paşa’nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Huleyfa adlı kitabı önemli bir kıssa örneğidir. Divan edebiyatında daha çok mesnevi türünde kaleme alınmışlardır. Düzyazı biçimli kıssalar da vardır. Bunlarda kullanılan dil çok daha sadedir. DÜZYAZI BİÇİMLERİ Divan edebiyatında üç tür düzyazı biçimi vardır. Yalın düzyazı, süslü düzyazı ve orta düzyazı. Yalın düzyazıda halkın konuştuğu dil kullanılmış, halk kitapları, halk öyküleri, Kur’an tefsirleri, hadis açıklamaları bu türde yazılmıştır. Süslü düzyazıda hüner ve marifet göstermek amaçlanmıştır. Bu türe genellikle medrese öğrenimi görmüş, Osmanlıca’yı iyi bilen yazarlar yönelmiştir. Çok uzun cümlelerin, bol söz ve anlam oyunlarının göze çarptığı bu türün en belirgin örneklerini Veysi ve Nergisi vermiştir. Süslü düzyazıda çok ürün verilmiş bir alan da tezkire’dir. Bu türün ilk klasik örneğini, 16. yüzyılda Aşık Çelebi yazmış ve tezkire geleneği 19. yüzyılda Fatih Efendi’ye değin sürmüştür. Orta düzyazı ise, divan edebiyatının hemen hemen bütün klasik yazarlarının yazdığı bir türdür. Belirgin özellikleri, söz ve anlam oyunlarından, hüner ve marifet göstermekten kaçınılmış ve içeriğin ön planda tutulmuş olmasıdır. Özellikle tarih, gezi, coğrafya ve din kitapları bu türde yazılmıştır. GAZELE ÖRNEK Hasılım yok ser-i kuyunda beladan gayrı Garazım yok, reh-i aşkında fenadan gayrı Matla beyti Ney-i bezm-i gamem ey ah ne bulsan yele ver Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı a Hüsn-i matla Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk, Ki gözüm görmeye ol mehlikadan gayrı Yetti bîkesliğim ol gâyete kim çevremde Kimse yok çizgüne girdâb-ı belâdan gayrı Ne yanar kimse mana âteş-i dilden özge Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı Beytü'l-gazel Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbıb ki bu seyl Komadı hiç imaret bu binâdan gayrı Hüsn-i makta Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem Ne temettu' bulunur bende sadâdan gayrı Makta beyti KASİDEYE ÖRNEK Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlare su Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su Matla beyti Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su Zevk-i tîginden aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk Kim mürûr ilen bıragur rahneler dîvâre su Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün İhtiyât ilen içer her kimde olsa yare su Suya versin bâğbân gülzârı zahmet çekmesin Bir gül açılmaz yüzün- tek verse min gülzâre su Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına Hâme-tek bahmakdan inse gözlerine kare su Ârızın yâdıyle nem-nâk olsa müjgânım n'ola Zâyi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su Gam günü etme dil-i bîmârdan tîgin dirîg Hayrdır vermek karanu gicede bîmâre su İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et Susuzam bir kez bu sahrâda menümçün are su Men lebin müştâkıyam, zühhâd kevser tâlibi Nitekim meste mey içmek hoş gelir, hüşyâre suRavza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş-reftâre su Su yolun ol kûydan toprağ olup dutsam gerek Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su Dest-bûsı ârzûsiyle ger ölsem dostlar Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile Gül budağının mizacına gire kurtara su Yümn-i na'tından güher olmuş Fuzûlî sözleri Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şeh-vâra su Taç beyti Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam Çeşme-i vaslın vere men teşne-i dîdâra su Makta beyti MESNEVİ ÖRNEK Bir eşek var idi zaîf ü nizâr Yük elinden katı şikeste vü zâr a Matla beyti Gâh odunda vü gâh suda idi Dün ü gün kahr ile kısuda idi Ol kadar çeker idi yükler ağır Ki teninde tü komamışdı yağır Nice tü, kalmamışdı et ü deri Yükler altında kana batdı deri Arkasından alınsa pâlânı Sanki it artığıydı kalanı Bir gün ıssı ider himâyet ana Yani kim gösterir inâyet ana Aldı pâlânını vü saldı ota Otlayarak biraz yürüdü öte Gördü otlakda yürür öküzler Odlu gözler ü gerlü göğüzler Boynuzı bazısının ay bigi Kiminün halka halka yay bigi Yine oldum esîri âh bir şûh-ı sitemkârın Ki dilber sevmemiş, bilmez belâsın âşık-ı zârın Ne kâfirliklerin gördüm ben ol zülf-i siyehkârın, O ebrûnun, o zâlim gamzenin, ol çeşm-i mekkârın a O tıfl-ı nâzı gördüm rûyine hurşîd eser etmiş Haberdâr olmamıştım, sonra bildim neylemiş n'etmiş Meğer, zâlim kaçıp tenhâca Sa'dâbâd'a dek gitmiş Temâşâ eylemiş âlâyını şevketlü hünkârın Gezermiş kasrın etrâfında yer yer tâze meh-rûlar Mükehhal gözlü, şîrîn sözlü, Leylî yüzlü âhûlar Hemân alkış sadâsın andırırmış çağlayan sular, Ederlermiş duâsın pâdişâh-ı ma'delet-kârın Güzelsin, bî-bedelsin, şûhsun, âlüftesin cânâ! Söz olmaz hüsnüne, gelmez nazîrin âleme hakkâ! Senin her cevrine bin cân ile sabreylerim ammâ, Beni pek öldürür ey bî-vefâ ellerle bâzârın Bugün, bir mahrem-i esrâr, yâr-i nükte-pîrâdan İşittim kim, sayıp uşşâkını ey şûh-ı sîmîn-ten Nedîm-i zâra benzer âşıkım yoktur demişsin sen Efendim, işte vardır Ben esirin, ben giriftârın DİVAN EDEBİYATI Divan Edebiyatı Nazım Biçimleri 1. GAZEL Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka kendi arasında uyaklı ilk beyte “matla”, son beyte ise “makta” adı verilir. Bir gazelin en güzel beytine “beyt-ül gazel”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “mahlas beyti” denir. Beyitleri arasında anlam birliği bulunan gazele “yek-âhenk”, aynı güç ve güzellikte beyitlerden oluşan gazele de “yek-âvâz” gazel adı verilir. 2. KASİDE Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlerdir. En az 33, en çok 99 beyitten oluşur. Kasidenin en güzel beytine “beyt-ül kaside”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “taç-beyt” adı verilir. 3. MESNEVİ Her beyti kendi içinde uyaklı uzun nazım anlamda Divan edebiyatında manzum hikayelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz. Mevlânâ’nın ünlü tasavvufi mesnevisi beyitten oluşmuştur. Mesneviler aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki-öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikaye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden şair tarafından yazılmış beş mesneviye “Hamse” adı verilir. Hamse sahibi olarak tanınmış önemli divan şairleri Ali Şir Nevâi, Taşlıcalı Yahya, Nev’i-zâde Atâi’dir. 4. KITA Yalnız ikinci ve dördüncü dizeleri birbiriyle uyaklı iki beyitlik nazım biçimidir. Beyitler arasında anlam birliği bulunur. Pek çok konuda yazılabilir. 5. MÜSTEZAT Gazelin özel bir biçimine denir. Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazılır. Uzun ve kısa dizeler gazel gibi kendi aralarında uyaklanırlar. Kısa dizelere “ziyade” adı verilir. Bentlerde Kurulan Nazım Biçimleri 1 RUBÂİ Dört dizelik ve kendine özgü ayrı ölçüsü olan bir nazım biçimidir. Konusu daha çok dünya görüşüne ve şairin felsefi düşüncelerine yöneliktir. Edebiyatımızda bu türün en başarılı son temsilcisi olarak Yahya Kemal gösterilmektedir. 2 TUYUĞ TUYUK Rubâi gibi dört dizelik bir nazım biçimidir. Edebiyatımızda en çok tuyuğ yazmış şair Kadı Burhanettin’dir. Bu biçim yalnızca Türk edebiyatına özgüdür. Rubai, İran edebiyatından geçmedir. Birden Çok Dörtlükler 1 MURABBA Dört dizelik kıtalardan oluşur. Bent sayısı 3-7 arasında değişir. Her konuda yazılır. 2 ŞARKI Genellikle aşk, içki, eğlence konularında yazılan dört dizelik nazım biçimidir. Biçim bakımından “murabba”ya benzer. Çoğunlukla bestelenmek için yazılır. Bu biçim de tuyuğ gibi yalnızca Türk edebiyatına özgüdür. “Şarkı” biçiminin yaratıcısı ve en güçlü şairi Nedim’dir. NOT Divan edebiyatında üçlü ya da daha çok mısralı bentlerden meydana gelmiş nazım şekillerinin genel adı MUSAMMAT’tır. Yani dört dizeden oluşan murabba, şarkı gibi biçimlerin; beş dizeden oluşan tahmis, taştir, tardiyye gibi biçimlerin ya da altı veya daha çok dizeden oluşan biçimlerin tümünün üst başlığı MUSAMMAT’tır. TERKİB-İ BENT Bentlerle kurulan bir nazım biçimidir. Her bent, sayısı 5-10 arasında değişen beyitlerden oluşur. Bendin son beytine “vasıta beyti” denir. Terkib-i bentte vasıta beyti her beytin sonunda değişir ve vasıta beyti mutlaka kendi içinde uyaklı olur. Terkib-i bentlerde genellikle talihten ve hayattan şikayetler, dini, tasavvufi, felsefi düşünceler anlatılmış, toplumsal yergi niteliğinde eleştirilere yer verilmiştir. TERCİ-İ BENT Biçim bakımından terkib-i bente benzer ; ancak vasıta beyti her bendin sonunda değişmez ve aynen tekrarlanır. Konularında daha çok Tanrının gücü, evrenin sonsuzluğu, doğanın ve yaşamın karşıtlıkları vardır. Divan Edebiyatı Nazım Türleri TEVHİT VE MÜNACÂT Tanrının birliğini ve yüceliğini anlatan şiirlere tevhit, Tanrıya yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere de münacât denir. Daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. NAAT Hz. Muhammed’i övmek için yazılan şiirlere denir. Bunlar da daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. MERSİYE Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak için yazılan şiirlerdir. Genellikle terkib-i bent biçimiyle yazılmıştır. Bu türün, Eski Türk Edebiyatı’ndaki adı sagu, Halk Edebiyatı’ndaki adı ise ağıttır. METHİYE Bir kimseyi övmek için yazılan şiirlerdir. Bunlar da genellikle kaside biçiminde yazılmıştır. HİCVİYE Bir kimseyi yermek için yazılan şiirlerdir. FAHRİYE Şairlerin kendilerini övmek amacıyla yazdıkları şiirlerdir. NOT Divan edebiyatında bir şairin şiirine, başka bir şair tarafından aynı ölçü, uyak ve redifle yazılan benzerine “Nazire” denir. Bu, nazire yazan şairin diğer şaire karşı duyduğu saygı ve beğeniden ileri gelmektedir. Edebiyatımızda bu türde de pek çok ürün verilmiştir. Divan Edebiyatının Genel Özellikleri Nazım birimi genellikle beyittir ve cümle beyitte tamamlanır. Beyit, cümleye egemendir. Nazım ölçüsü “aruz”dur. Dili Arapça, Farsça, Türkçe karışımı olan Osmanlıca’dır. Şiirlerde tam ve zengin uyak kullanılmıştır. Şiirlerin konuyu içeren başlıkları olmadığı için nazım biçimlerine göre adlandırılmışlardır. Klişe bir edebiyattır. Duygu ve düşünceler değişmez sözlerle Mazmun anlatılır. Anlatılan şey değil, anlatış biçimi ön plandadır. Soyut bir edebiyattır. İnsan ve doğa gerçekte olduğundan farklı ele alınmıştır. Aydın zümrenin edebiyatıdır. Medrese kültürü hakimdir. Genellikle saraya ve çevresine seslenir. Sanatlara bolca yer verilmiş, sanat yapmak amaç durumuna gelmiştir. Ulusal bir edebiyat olmayıp dinin etkisiyle şekillenmiştir. Arap ve İran edebiyatının etkisi çok fazladır. Şiirde daha çok aşk, sevgili, içki, din ve kadercilik gibi konular işlenmiştir. Nazım ön planda tutulmuş, nesre pek az yer verilmiştir. Nesir alanında tezkireler edebiyat tarihi görevini gören biyografik eser, münşeatlar mektuplar, tarihler, dini metinler ve nasihatnamelere de rastlanmaktadır. Bunlarda da sanat yapma amacı ön plandadır. gelişmeye başlamış 16. ve 17. yüzyıllarda en olgun dönemini yaşamış, sonlarına kadar sürmüştür. Divan Edebiyatının Önemli Şair Ve Yazarları HOCA DEHHANİ 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır. MEVLANA yaşamıştır. Birkaç Türkçe beyit dışında, tüm şiirlerini Farsça ile yazan ünlü tasavvuf şairidir. Oğlu Sultan Veled de tasavvufi konuları işleyen bir şair olarak bilinir. Mesnevi, Divan-ı Kebir, Mektubat, tanınmış eserleridir. ALİ ŞİR NEVÂİ Çağatay lehçesinin en güzel örneklerini veren şair 15. yüzyılda yaşamıştır. Muhakemetü’l-Lugateyn adlı eserinde Türkçe’nin Farsça’dan daha üstün bir dil olduğunu savunmuştur. Hamsesi vardır. Anadolu dışında Türkçe şiir yazan ilk şairdir. ŞEYHİ15. yüzyılda yaşamıştır. “Harnâme” adlı eseri edebiyatımızda ilk fabl türü eser olarak bilinmektedir. Mesnevi alanında başarılı olmuştur. SÜLEYMAN ÇELEBİ 15. yüzyılda yaşamıştır. Hz. Muhammed için yazdığı Vesilet-ün-Necat mevlit adlı mesnevisiyle tanınmış bir şairdir. İslam edebiyatında Hz. Muhammed’in hayatını anlatan eserlere SİYER denir. FUZÛLİ Fuzuli 16. yüzyılın en güçlü şairlerindendir. Arapça, Farsça, Türkçe divanı olan tek şairdir. Eserlerini Azeri lehçesiyle yazmıştır. Divan edebiyatının en lirik şairi olarak kabul edilmektedir. Ona göre yaşamın anlamı acı çekmekle özdeştir. Platonik bir aşk arayışı vardır. Din dışı konularda yazmakla birlikte tasavvuftan da etkilendiği bilinmektedir. Kendisine bağlanan maaşı almasında güçlük çıkaran memurları şikayet etmek için yazdığı “Şikayetnâme” adlı mektubu edebiyatımızdaki en ünlü yergilerden biridir. Divanlarından başka bir naat olan “Su” kasidesi, Leyla vü Mecnun mesnevisi, Peygamber ailesini anlattığı Hadikat-üs-Süeda’sı Şah İsmail ile IIBayezid’i karşılaştırdığı Beng ü Bâde’si ve tıp bilgisini sergilediği Sıhhat ve Maraz’ı en tanınmış eserleridir. BÂKİ Baki,16. yüzyıl şairlerindendir. Döneminde “şairler sultanı” olarak tanınmış ve saratın bütün olanaklarından yararlanmıştır. İyi bir medrese eğitimi gördüğü bilinmektedir. Dünya nimetlerinin hepsinden yararlanma anlayışındadır. Kanuni’nin ölümü üzerine yazdığı mersiyesi çok tanınmıştır. Divanı vardır. NÂBİ 17. yüzyıl şairlerindendir. Divan edebiyatında didaktik şiirler yazmasıyla bir yenilik olarak kabul edilmektedir. Din, töreler ve sosyal yaşamla ilgili öğütler verir. Nâbi’nin Divan’ından başka Hayriye, Hayrâbâd adlı iki didaktik eseri, gezi notlarını içine alan Tuhfet-ül Harameyn’i ve Münşeat adlı eserleri vardır. NEFİ Nefi , 17. yüzyıl şairlerindendir. Edebiyatımızdaki en ünlü kaside şairi olarak bilinir. Övgülerindeki ve yergilerindeki aşırılıklarıyla ünlüdür. Yazdığı hicviyelerindeki aşırılık boğdurulmasına neden olmuştur. Hayal gücü çok zengin olan Nefi’nin somut benzetmelerden yararlanması da belirgin bir özelliğidir. Türkçe ve Farsça divanı olan Nefi’nin ayrıca hicviyelerini topladığı Sihamı-ı Kaza adlı bir eseri de vardır. NEDİM şairlerinden olan Nedim, Lale Devri’nin şairi olarak bilinir. Eserlerinde aşk, içki, zevk ve sefayı işler. “Mahallileşme akımı”nın önderi olan şairin Halk edebiyatından da etkilendiği bilinmektedir. Şiirlerinde halkın ağzından alınma deyimler olduğu gibi, halkın konuşma diline de oldukça yaklaşmıştır. Samimi ve içten bir söyleyişi olan Nedim, şarkılarıyla tanınmıştır. Divan şiirindeki klişeleri mazmunları bir ölçüde yıkmış olan şairin Divan’ı vardır. ŞEYH GALİP Divan edebiyatının yaşamış son büyük şairidir. Galatasaray Mevlevihanesinde şeyhlik yapmıştır. Nabi’nin “Hayrâbâd”ına nazire olarak ve Mevlânâ’nın mesnevisinden etkilenerek yazdığı “Hüsn-ü Aşk” adlı meşhur mesnevisinde, tasvvuf konusundaki düşüncelerini ortaya koyar. Bu eserinde allegorik sembolik bir anlatım kullanan şair hayal gücünden ve masal ögelerinden de yararlanmıştır. EVLİYA ÇELEBİ Edebiyatımızda gezi türünün ilk örneklerini veren yazar, usta bir gözlemcidir. Elli yıllık bir süre içinde gezdiği yerleri konuşma diline yakın bir dille anlatmıştır. Anlatımında abartılı olmakla birlikte, Divan nesrinin kalıplarını da kırmıştır. 10 ciltlik “Seyahatnâme” adlı eseri çok tanınmıştır. NOT Divan edebiyatının nesir yazarı olarak tanınan diğer önemli yazarları şunlardır SİNAN PAŞA Tazarrunâme adlı süslü nesri ile tanınır. MERCİMEK AHMET Farsça’dan çevirdiği Kabusnâme adlı eseriyle tanınır. NAİM Kendi adıyla anılan “Naima Tarihi” adlı tarih eserinin yazarıdır. KATİP ÇELEBİ Batılıların Hacı Kalfa dedikleri yazar ve düşünürdür. Arapça, Farsça, Fransızca, Latine bilen yazarın tarih, coğrafya, matematik konularında yazılmış eserleri vardır. DİVAN EDEBİYATI’NDA DÜZYAZI Divan, şiire ağırlık veren bir edebiyattır. Düzyazı, ancak bilimsel çalışmalarda, tarihlerde, kimi sanatsal metinlerde ve gezi türü eserlerde kullanılmıştır. Divan Edebiyatı’nda düzyazılar, yazılış amacı ve dil tutumu dikkate alınarak üçe ayrılır 1. Sanatlısüslü Düzyazı Söz ustalığı göstermek amacıyla yazılır. Sinan Paşa’nın Tazarru’at adlı eseri, bu türün en tanınmış örneğidir. Sanatlı düzyazıya inşa denir. 2. Orta Düzyazı Yer yer ağır ve süslü, yer yer sade bir dille yazılan düzyazılardır. Genellikle tarih kitaplarında bu düzyazı türü görülür. Osmanlılar zamanında tarihçilik,”vakanüvis” adı altında yürütülen bir tür memurluktu. Sarayda görevlendirilen vakanüvisler, önemli önemsiz her olayı günü gününe notlar halinde yazarlardı. Bu eserler, olay anlatımına dayalı olduğundan, bilimsel tarih anlayışıyla bağdaşmaz. Divan döneminin başlıca tarihçileri arasında Aşıkpaşazade ,Ali, Ebülgazi Bahadır Han,Naima, Peçevi, Mütercim Asım sayılabilir. 3. Sade Düzyazı Dil ve anlatım ustalığının değil, ele alınan konunun önem taşıdığı düzyazı türüdür. Bu anlayış nedeniyle, sade düzyazılarda ustaca söz söyleme çabası görülmez; dil açık, yalın, doğaldır. Bu düzyazı türünü kullananlardan başlıcaları şunlardır Mercimek Ahmet , Katip Çelebi, Evliya ÇelebiEseriSeyahatname. DİVAN EDEBİYATI NAZIM BİÇİMLERİ EDEBİYAT > ŞİİR COŞKU VE HEYECANI DİLE GETİREN METİNLER > NAZIM BİÇİMLERİ-TÜRLERİ > DİVAN NAZIM BİÇİMLERİ Nazım Birimi Beyit OlanlarGAZEL*Aşk ayrılık hasret ölüm gibi lirik konuların işlendiği şiir türüdür.*Türk edebiyatına İran edebiyatından girmiştir.*İlk edebiyat ’matla son beyitine makta’’denir.*En güzel beyite beytül gazel denir.*Son beyitte şairin mahlası yer alır.*Gazelin bütün beyitlerinde aynı konu işleniyorsa buna yek-ahenk gazel denir.*Bütün beyitleri aynı güzelliğe sahipse yek avaz gazel denir.*Beyit sayısı 5-15 beyit arasındadır.*İlk beyit kendi arasında beyitlerin ikinci beyitleri birinci beyit ile aa,ba,ca,da,ea şeklindeKASİDE*Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlere denir.*İlk beytine matla son beytine makta denir*Şair matla beytini kasiden her hangi bir yerinde yinelenebilir .*Şair mahlasının bulunduğu beyte taç beyit denir .*En güzel beytine beytü ,l kasid denir.*En az 3133en fazla 99 beyit olur.*Kaside belli bölümler halinde Nesib bölümü Bahar mevsimi kış manzaraları betimlenir ya da kurban ve ramazan bayramı Girizgah Bölümü Nesib bölümünden asıl konuya geçmiş ifade eden bir veya birkaç beyittir . nükteli ince sözlerin söylendiği Medhiye bölümü Asıl anlatılmak övülmek istenen kişi için denecekse açıklanır. Asıl bölümü Şairin kendini övdüğü ve diğer şairlerle karşılaştırdığı bölümü Kasideyle ayni ölçüde ve uyakta gazel bölümü Şair övdüğü kişinin başarılarının devamlı olmasını ömrünün uzun olması için dualar eder iyi dileklerde Konularına Göre de Değişik Adlar birliğini anlatan yalvarmak,dua etmek amacıyla yazılan övmek için yazılan Devrin ileri gelenlerini övmek için yazılan Devrin yöneticilerini eleştirmek için yazılan Devlet büyüklerinin ölümünden duyulan üzüntülerin anlatıldığı Kasideler "nesib" bölümünde işlenen konulara ve rediflerine göre öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir.savaş,aşk,tarihi olaylar,din ve tasavvuf*Mesneviler Divan edebiyatında bir bakıma günümüzdeki roman ve hikayenin yerini tutuyordu.*Beyit sayısı sınırsızdır.*Her beyit kendi arasında kafiyelidir.aa,bb,cc,dd...*Aruzun kısa kalıpları ile yazılır.*Beş mesnevinin bir araya gelmesiyle hamse oluşurKIT’ABelli bir uyak düzeniyle yazılmış olan,dizeleri arasında ölçü birliği bulunan;herhangi bir düşünce ya da duyguyu en az ikiden başlamak üzere,en çok on altı beyitte anlatan nazım biçimine denir.*Gazelden farklı olarak matla beyti yok.*Kafiyelenişi xa,xa,xa...*Daha çok felsefi ve toplumsal düşünceler uzun bir kısa dizeden oluşan nazım şeklidir.*Kısa dizelere ziyade denir.*Aruzun bir tek kalıbıyla yazılır.*Kafiyelenişi gazel gibidir.*Makta beyti Birimi Dörtlük OlanlarRUBAİ*Dört dizeden düzeni aaxa şeklinde.*Şarap,dünyanın türlü nimetlerinden yararlanma,hayatın anlamı, hayat felsefesi ve ölüm gibi konular işlenir.*Kendine özgü 24 kalıbı vardır. İranlılara dizeden oluşur.*Kafiyelenişi rubai gibidir.*Aruzu Failatün,Failün kalıbıyla yazılır.*Konu sınırlaması yoktur.*Türklerin kazandırdığı bir nazım okunmak için yazılan,dörder dizelik bentlerden oluşan nazım biçimidir.*Dörtlük sayısı 3-5 arasındadır.*Birinci dörtlükte 2 ve 4,diğer dörtlüklerde ise 4. dize dizelere nakarat denir.*Kafiye örgüsü abab,cccb,dddb gibi*Türklerin kazandırdığı bir nazım şeklidir.*Günlük hayat,aşk,sevgi gibi konular dörtlük kendi arasında dörtlükler ise 4. dize 1. dörtlük ile kafiyelidir.aaaa,bbba,ccca,*Felsefi konular ve aşk KurulanlarTERKİB-İ BENT*Bentlerde kurulan bir zaman nazım şeklidir.*Her bent 7 ile 10bent arsında değişir.*Bent sayısı 5 ile 10 bent arsında değişir.*Gazeldeki gibi kafiyelenir.*Her bent arasında vasıta beyti bulunur.*Talihten,hayattan şikayet,dini tasavvufi ve felsefi düşünceler anlatır.*Terkib-i bentlerde her bentten sonra vasıta beyti BENT*Biçim ve uyak yönüyle Terkib-i Bende benzer.*Terkib-i Bentte değişen vasıta beyti Terci-i Bentte de değişmez.*Vasıta beytinin aynen tekrarlanması bütün benlerde aynı konuyu işlemeyi zorunlu kılar.*Felsefi konular,Allah’ın kudreti kainatın sırları tabiatın zıtlıkları gibi konular EDEBİYATINDA NESİRDÜZ YAZINESİR TÜRLERİTarihResmi niteliği olmayan bir türdür. Vakayiname ise Osmanlı devletinin resmi tarihidirTezkireEdebiyat tarihi veya biyografının divan edebiyatındaki elçilerinin bulunduğu ülkelere ait bilgileri izlenimleri içeren ve gezi yazısına benzeyen bir edebiyatında nesir,dil ve üslup açısından üç bölümden ele NESİRHalk için sade bir dille konuşulur temelde konuşma dil yeteneğini NESİRHalk konuştuğu dilden ayrılmış yer yer süslü nesrin niteliklerini taşımakla beraber anlatmak istediği anlaşılır bir şekilde ortaya koyan NESİRUstalık göstermek amacıyla yazılış yabancı kelimelere tamamlamalara yüklü şekillerin kullandığı söz ve dolu bağlaçlarla uzayıp giden cümlelerle örülmüş,güç anlaşılır bir Yazılmış Ünlü EserlerKabunameMercimek AhmetTazrrunameSinan PaşaSeyahatnameEvliya ÇelebiKeşfü’z-ZününKatip ÇelebiNaima TarihiNaimaMünşeatSüslü nesir örneklerinden oluşan kitaplara denir. Bu yazımızda Divan edebiyatı Klasik Türk edebiyatı nazım biçimlerini ve türlerini bulabilir, nazım biçimleri tablosunu anında indirebilirsiniz. Divan Edebiyatı Nazım BiçimleriÖlçüsü ve uyağı olan söz ya da yazıya “manzum” ya da “manzume” denir. Şiirde dize sayısı, dörtlük sayısı, sıralanış düzeni, uyak yapısı gibi dış özelliklerin tümü, nazım biçimini oluşturur. Divan şiirinde pek çok nazım biçimi vardır, ama birkaçı daha yaygın olarak Göre Uyak, beyit, mısra, bend, mesnevî, kasîde, gazel, rubaî, musammat, terkib-i bend, müsemmem, tuyuğ, tahmis, tardiye, taşdir, tesdis, teşbiye, taşir, tezmin, muaşşer, muhammes, murabba, müseddes, müstezat, şarkıKonularına Göre Din dışı Bahariye, Cevreviye, Fahriye, Mersiye, Mehdiye, Gazavatnâme, Sahilnâme, Sakînâme, Kıyafetnâme, Surnâme, Hamamnâme, Şehrengiz, Hicviye, Hezliyat, Tarih Düşürme, Muamma, Lûgaz, Dariye, RahşiyeDinî Tevhid, Münacat, Na’at, Makte’l-İ Hüseyin, Miraciye, Hilye, Mevlid, Kırk Hadis, Menkıbe, Kıssa BEYİTLERLE KURULAN NAZIM BİÇİMLERİ 1. GAZEL Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka kendi arasında uyaklı ilk beyte “matla”, son beyte ise “makta” adı verilir. Bir gazelin en güzel beytine “beyt-ül gazel”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “mahlas beyti” denir. Beyitleri arasında anlam birliği bulunan gazele “yek-âhenk”, aynı güç ve güzellikte beyitlerden oluşan gazele de “yek-âvâz” gazel adı verilir. 2. KASİDE Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlerdir. En az 33, en çok 99 beyitten oluşur. Kasidenin en güzel beytine “beyt-ül kaside”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “taç-beyt” adı verilir. 3. MESNEVİ Her beyti kendi içinde uyaklı uzun nazım biçimidir. Bir anlamda Divan edebiyatında manzum hikâyelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz. Mevlânâ”nın ünlü tasavvufi mesnevisi beyitten oluşmuştur. Mesneviler aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki-öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikâye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden oluşur. Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye “Hamse” adı verilir. Hamse sahibi olarak tanınmış önemli divan şairleri Ali Şir Nevâi, Taşlıcalı Yahya, Nev”i-zâde Atâi”dir. 4. KITA Yalnız ikinci ve dördüncü dizeleri birbiriyle uyaklı iki beyitlik nazım biçimidir. Beyitler arasında anlam birliği bulunur. Pek çok konuda yazılabilir. 5. MÜSTEZAT Gazelin özel bir biçimine denir. Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazılır. Uzun ve kısa dizeler gazel gibi kendi aralarında uyaklanırlar. Kısa dizelere “ziyade” adı verilir. BENTLERDE KURULAN NAZIM BİÇİMLERİ 1. RUBÂİ Dört dizelik ve kendine özgü ayrı ölçüsü olan bir nazım biçimidir. Konusu daha çok dünya görüşüne ve şairin felsefi düşüncelerine yöneliktir. Edebiyatımızda bu türün en başarılı son temsilcisi olarak Yahya Kemal gösterilmektedir. 2. TUYUĞ TUYUK Rubâi gibi dört dizelik bir nazım biçimidir. Edebiyatımızda en çok tuyuğ yazmış şair Kadı Burhanettin”dir. Bu biçim yalnızca Türk edebiyatına özgüdür. Rubai, İran edebiyatından geçmedir. BİRDEN ÇOK DÖRTLÜKLER 1. MURABBA Dört dizelik kıtalardan oluşur. Bent sayısı 3-7 arasında değişir. Her konuda yazılır. 2. ŞARKI Genellikle aşk, içki, eğlence konularında yazılan dört dizelik nazım biçimidir. Biçim bakımından “murabba”ya benzer. Çoğunlukla bestelenmek için yazılır. Bu biçim de tuyuğ gibi yalnızca Türk edebiyatına özgüdür. “Şarkı” biçiminin yaratıcısı ve en güçlü şairi Nedim”dir. NOT Divan edebiyatında üçlü ya da daha çok mısralı bentlerden meydana gelmiş nazım şekillerinin genel adı MUSAMMAT”tır. Yani dört dizeden oluşan murabba, şarkı gibi biçimlerin; beş dizeden oluşan tahmis, taştir, tardiyye gibi biçimlerin ya da altı veya daha çok dizeden oluşan biçimlerin tümünün üst başlığı MUSAMMAT”tır. 3. TERKİB-İ BENT Bentlerle kurulan bir nazım biçimidir. Her bent, sayısı 5-10 arasında değişen beyitlerden oluşur. Bendin son beytine “vasıta beyti” denir. Terkib-i bentte vasıta beyti her beytin sonunda değişir ve vasıta beyti mutlaka kendi içinde uyaklı olur. Terkib-i bentlerde genellikle talihten ve hayattan şikâyetler, dini, tasavvufi, felsefi düşünceler anlatılmış, toplumsal yergi niteliğinde eleştirilere yer verilmiştir. 4. TERCİ-İ BENT Biçim bakımından terkib-i bente benzer; ancak vasıta beyti her bendin sonunda değişmez ve aynen tekrarlanır. Konularında daha çok Tanrının gücü, evrenin sonsuzluğu, doğanın ve yaşamın karşıtlıkları vardır. DİVAN EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ 1. TEVHİT VE MÜNACÂT Tanrının birliğini ve yüceliğini anlatan şiirlere tevhit, Tanrıya yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere de münacat denir. Daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. 2. NAAT Hz. Muhammed”i övmek için yazılan şiirlere denir. Bunlar da daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. 3. MERSİYE Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak için yazılan şiirlerdir. Genellikle terkib-i bent biçimiyle yazılmıştır. Bu türün, Eski Türk Edebiyatı”ndaki adı sagu, Halk Edebiyatı”ndaki adı ise ağıttır. 4. METHİYE Bir kimseyi övmek için yazılan şiirlerdir. Bunlar da genellikle kaside biçiminde yazılmıştır. 5. HİCVİYE Bir kimseyi yermek için yazılan şiirlerdir. 6. FAHRİYE Şairlerin kendilerini övmek amacıyla yazdıkları şiirlerdir. NOT Divan edebiyatında bir şairin şiirine, başka bir şair tarafından aynı ölçü, uyak ve redifle yazılan benzerine “Nazire” denir. Bu, nazire yazan şairin diğer şaire karşı duyduğu saygı ve beğeniden ileri gelmektedir. Edebiyatımızda bu türde de pek çok ürün verilmiştir. DİVAN ŞİİRİ NAZIM ŞEKİLLERİ BEYİTLERLE KURULANLAR BENTLERLE KURULANLAR § GAZEL § MÜSTEZAT § MESNEVİ § KASİDE § KIT’A BENT SAYISI TEK OLANLAR TEK DÖRTLÜKTEN OLUŞANLAR § RUBAİ § TUYUĞ BENT SAYISI BİRDEN FAZLA OLANLAR MUSAMMATLAR § ŞARKI § MURABBA § TERKİB-İ BENT § TERCİ-İ BENT § MUHAMMES § TERBİDörtleme § TAHMİSBeşleme § TARDİYE § TAŞTİRBeşleme DİVAN EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ TEVHİT VE MÜNACÂT Tanrının birliğini ve yüceliğini anlatan şiirlere tevhit, Tanrıya yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere de münacât denir. Daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. NAAT Hz. Muhammed’i övmek için yazılan şiirlere denir. Bunlar da daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. MERSİYE Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak için yazılan şiirlerdir. Genellikle terkib-i bent biçimiyle yazılmıştır. Bu türün, Eski Türk Edebiyatı’ndaki adı sagu, Halk Edebiyatı’ndaki adı ise ağıttır. METHİYE Bir kimseyi övmek için yazılan şiirlerdir. Bunlar da genellikle kaside biçiminde yazılmıştır. HİCVİYE Bir kimseyi yermek için yazılan şiirlerdir. FAHRİYE Şairlerin kendilerini övmek amacıyla yazdıkları şiirlerdir. NOT Divan şiiri nazım biçimlerinin ayrıntılı tablosunu indirmek için TIKLAYINIZ

divan edebiyatı nazim şekilleri tablosu